İlayda Köse

İlayda Köse
@ilaydaakosee
İstanbul
21 Mart 2003
44 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
7/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:39
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Sophia, düğününe az bir zaman kala aldatıldığını öğrenince düğününü bozması için bir itirazcı tutuyor. Alex’in işi mecbur kaldıkları, istemedikleri ya da aldatıldıkları düğünlerden insanları kurtarmak. Sophia düğününün kendisi için sorunsuz bitişinden sonra itirazcıyı son görüşüydü. Ta ki itirazcı Sophia'dan yardım isteyene kadar. Alex’in yakın arkadaşlarından biri, manipülatif ve sadakatsiz bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmıştır. Sophia da yaşananları öğrendikten sonra bu işe dahil oluyor ve birlikte başka bir düğünü engellemek için yola çıkıyorlar. Bu süreçte aynı zamanda birbirlerini tanımaya, anlamaya ve istemeden de olsa hayatlarında yer açmaya başlıyorlar. Sophia çok farklı bir karakter. Daha önce hiç böyle bir karakter okumamamıştım. Fazla dürüst ve düşüncelerini saklamadan karşı tarafa söylüyor. Hatta bazen söyledikleri karşısında Alex’in ne diyeceğini bilemediği anlar oldukça eğlenceliydi. Sophia ve Alex yanlızlığa alışmış ve bunun bozulmasını istemiyorlar ama gel gör ki hayatta herşey istediğimiz gibi gitmiyor. Alex Sophia’ya karşı bir şeyler hissetmeye başladığında geri çekilmeye çalışıyor bunu anlıyorum da. Ancak bazı noktalarda bu geri çekilmeler gereğinden fazla uzadı. Gerçi sonra işler tersine dönüyor. Sophia aşkın var olmadığını, insanların biyolojik dürtülerini romantikleştirdiğini düşünüyor. Alex ise zamanla ona bunun aksini göstermeye çalışıyor. Bu fikir çatışması ilk başta ilgi çekiciydi ancak Sophia’nın bu düşünceye bu kadar sıkı tutunması ve her şeyi arkadaşlık başlığı altında açıklamaya çalışması bir noktadan sonra beni yormaya başladı. Kusura bakma Sophia ama kimse sürekli vakit geçirmek istediği, yanında huzur bulduğu, fiziksel çekim hissettiği ve kıskandığı birine sadece arkadaş gözüyle bakmaz. Oturup
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202618 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·504 syf.··
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:29
Çok büyük bir potansiyeli olan ama beni hayal kırıklığına uğratan kitapla geldim. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Ophelia, annesinin ölümünün ardından ailesinin cadılık mirasını devralmak zorunda kalıyor. Aslında böyle bir hayat istemese de yıllardır bu sorumluluk için yetiştirilmiş biri. Hayaletlerin sorunlarını çözmek ve insanlara yardım etmek onların aile geleneğinin bir parçası. Ancak annesinin ölümünden sonra hayatı tamamen değişiyor. Kız kardeşiyle yaptığı bir tartışmanın ardından kardeşi ortadan kayboluyor ve Ophelia büyük bir suçluluk duygusuyla onu aramaya başlıyor. Bulduğu ipuçları onu Phantasma’ya götürüyor. Phantasma sıradan bir yarışma değil. Ölümcül bir oyun. Dokuz aşamadan oluşan bu yarışmada her seviye bir öncekinden daha tehlikeli. Yarışmacılar sadece görevlerle değil birbirleriyle de mücadele ediyorlar. Çünkü sonunda yalnızca bir kişi kazanabiliyor. Ödül ise her şeyi değiştirebilecek kadar büyük. Şeytanların prensinden tek bir dilek dileme hakkı... Ophelia’nın amacı yarışmayı kazanmak değil, kız kardeşini bulmak. Fakat Phantasma’nın içinde işler beklediğinden çok daha karmaşık bir hal alıyor. Özellikle de karşısına Blackwell çıktıktan sonra. Blackwell, Phantasma’nın içinde sıkışıp kalmış gizemli bir fantom. Küstah, tehlikeli ve güven vermeyen biri. Ophelia’ya yardım etmeyi teklif ediyor ama karşılığında kendisini bağlayan laneti kırmasını istiyor. Eğer Ophelia başarısız olursa bunun bedeli oldukça ağır, hayatından on yıl vermek zorunda kalacak. Aslında kitabın en güçlü yanı kurduğu dünya. Şeytanlar, hayaletler, iblisler, vampirler ve ölümcül görevlerle dolu bir yarışma fikri kulağa inanılmaz geliyor. Özellikle seviyelerin giderek zorlaşması ve ölüm oranlarının artması ilk başta beni gerçekten heyecanlandırdı. Her bölümde daha büyük sırlar,
1000Kitap
PhantasmaKaylie Smith · İndigo Kitap · 2026129 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 53. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:09
Uzun zamandır kasaba romantizmi ve kovboy temalı bir kitap okumamıştım. Açıkçası kitaba başlarken biraz tereddütlüydüm çünkü kalınlığı gözümü korkutmuştu. Yaz aylarında daha hafif kitaplar okumayı tercih ediyorum. Ama bu kitaba iyi ki bir şans vermişim. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Cece Ashby, uzun yıllardır hayatını etkisi altında tutan toksik ilişkisinden kurtulduktan sonra ailesinin çiftliğine geri dönüyor. Her şey bıraktığı gibi görünse de bazı şeyler değişmiş. Özellikle de Nash Carter. Nash, Cece’nin abilerinin en yakın arkadaşı. Çocuklukları boyunca sürekli atışmış, birbirleriyle uğraşmışlar. Kasabada bir zamanlar çapkınlığıyla tanınan Nash artık emekli bir hokey oyuncusu, başarılı bir işletme sahibi ve Ashby ailesinin adeta bir üyesi haline gelmiş biri. Her pazartesi aile yemeklerinde onların yanında olması bile bunu hissettiriyor. Cece ise kendi hayatını yeniden kurmaya çalışan, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir karakter. Mesleğini yapabileceği bir iş fırsatı karşısına çıktığında iş görüşmesine gidiyor. Gittiği yerde Nash ile karşılaşıyor ve çalışacağı yerin sahibi olduğunu öğreniyor. İlk başta bundan hoşlanmasa da spor merkezinin zor durumda olduğunu görünce işi kabul ediyor. Nash’in yıllardır Cece’yi koruyup kollaması, aradan geçen zamana rağmen bu içgüdüsünün devam etmesi çok tatlıydı. Birbirlerine karşı olan çekim ilk sayfalardan hissediliyor ama yazar bunu aceleye getirmemiş. Karakterler birbirlerini yeniden tanıyıyor ve ilişkileri adım adım gelişiyor. Benim için kitabın en sevdiğim yanı aile dinamikleriydi. Ashby ailesini okurken gerçekten içim sıcacık oldu. Birbirlerine olan bağlılıkları, destek oluşları ve birlikte geçirdikleri zamanlar o kadar samimiydi ki. Özellikle erkek karakterlerin ev içindeki sorumluluk paylaşımı dikkatimi
1000Kitap
Dizginleri YakalaPaisley Hope · Pukka Yayınları · 202659 okunma
9/10
·176 syf.··
2026 52. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:45
Bu serinin ilk kitaplarında eksikliğini hissettiğim ne varsa bu kitapta sonunda buldum. Kaos, vahşet, psikolojik gerilim ne ararsan var. Ve en önemlisi olaylar hızlı bir şekilde derinleşmeye başladı. Saklanan yalanlar birer birer ortaya çıktı. Biz de sindire sindire kızın yaşadıklarını öğrendik. İlk kitaplarda bazı şeylerin yüzeysel kaldığını düşünüyordum ama bu kitapta olayların ağırlığını daha fazla hissettim. Ayrıca seri artık tam anlamıyla bir sonraki kitabı hemen okutma moduna geçti. Kitabın finali yine öyle bir yerde bitti ki elimde son kitap olsa saniyesinde başlardım. Loganın önünde iki yol ayrımı var gibi gözüküyor. Bir tarafta doğruları, diğer tarafta duyguları ve hangisini seçeceği asla belli değil bu durum da kitapta hoşuma giden kısımlardandı açıkçası, bersizlik hikayeyi daha da kızıştırmış. Serinin sonunda her şeyin nasıl bağlanacağını merak ediyorum artık son kitabı okuyup göreceğiz. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim… Benim tarafım belli. Herkesin ahlaki değerleri farklıdır tabii ama ben hâlâ Lana’nın tarafındayım.
1000Kitap
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026283 okunma
6/10
·360 syf.··
2026 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:29
Millicent’in en yakın arkadaşı ve aynı zamanda ev arkadaşı olan Bayan Nash hayatını kaybedince geride seksen yıl boyunca yarım kalmış bir aşk hikayesi bırakıyor. Millicent ise Bayan Nash’ın küllerini mümkün olan en kısa sürede Elsie’ye götürüp aşk hikayelerinin mutlu sonla bitmesini sağlamaya çalışıyordur. Fakat havalimanında yaşanan aksaklıktan dolayı yoluna arabayla devam etmek zorunda kalıyor. Ve onun gibi havaalanında mahsur kalan Hollis ile araba yolculuğu yapmaya mecbur kalıyor. Hollis bir yazar ve bu yolculuğa ilham bulmak için çıkmış. Aşka inanmayan biri. Biraz huysuz ve kaba ama içten içe iyi ve yumuşak bir kalbi var fakat bunu dışarıya göstermeyi sevmiyor. Millicent ise hayatı boyunca mutlu sonlara ve insanların doğasında iyiliğin olduğuna inanan biri. Kitap boyunca hem Millicent ve Hollis’in yolculuğunu hem de geçmişte Bayan Nash ile Elsie’nin hikayesini okuyoruz. Açık konuşmak gerekirse geçmişte geçen aşk hikayesi beni beklediğim kadar etkilemedi. Bunun sebebi anlatım olabilir çünkü ilişkilerini derinlemesine hissedemedim. Millicent’in Hollis’i sadece dışarıdan gördüğü haliyle değerlendirmemesi hoşuma gitti. Mesela Hollis'in huysuz ve kaba biri olduğunu söylemiştim ama Millicent hareketlerinden aslında iyi bir kalbi olduğunu anlıyabiliyor bu detayı çok sevdim. Hollis'in davranışlarına küsüp gidebilirdi ama öyle yapmak yerine adamı çözmeye çalışıyor. Tabi bazı noktalarda Hollis'in iğneleyici lafları ve kabalığı beni sinirlendirdi Millicent de ne yapsın inciniyor. Adam sonrasında yaptığı hatanın farkına varıyor ve hatasını güzel toparlıyor tabi. Yinede Hollis'i de anlıyorum aşık olmaktan korktuğu için savunma mekanızması devreye giriyor. Beni hayal kırıklığına uğratan küçük kasaba atmosferi oldu. Yolda karşılaştıkları talihsiz olay yüzünden bir kasabada
1000Kitap
Bayan Nash’in KülleriSarah Adler · Artemis Yayınları · 202520 okunma