İlayda Altıntaşoğlu

İlayda Altıntaşoğlu
@ilaydaaltintasoglu
“Gelecek dediğin ne? Boşluk. Bir gelecek var mı? Boşluk, üzerinde hayal kurarak zihninde yaşadığın bir boşluk. Yaşamın burada. Sen buradasın. Senin etki edeceğin, etki olabileceğin yani var olabileceğin tek alan burası. Ve sen gelecek ya da geçmişinle uğraşırken, boşluğa zihninin yansıttığı resimleri seyrederek, yaşamım oluşturamıyorsun ve yaşamını yaşayamadan geçiriyorsun. Sonra, ‘Neden bunalımdayım?’ oluyor. Çünkü yaşamda yoksun. Çünkü yaşamıyor insan!”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben hiç sevdim mi gerçekten?
“Tanıştığımız ilk günden bu yana o aradığım lanet olasıca şey ne ise onu ondan alabilmek için ona yaptığım duygusal baskı, oyunlar, taktikler, sahtekârlıklar ve yalanlar. Bunların hepsini toparlayıp, “sevgi” sözcüğünün arkasına saklamalar. Arkası yalan dolu o sevgiyi, büyük bir lütufmuş gibi karşısındakine sunan yüce ve âşık kadın rolü. Midem bulanıyor şimdi. Sevdim mi? Ben hiç sevdim mi gerçekten?”
Ma sanki her şeyi bana diyo gibi
“Evet. Yaşam anlardan oluşur, anlarda yaşanır. Ya o an ile bir, onun içinde yerini almış, onu yaşayan ve deneyimleyen bilinçsin ya da ona direnen, karşı koyan, ayrın olmaya çalışansın. O zaman yaşamda olamazsın. içinde olmadığın bir şeyi yaşayamazsın. Var olamazsın. Yoksun Mina. Direndiğin her an yoksun yaşamda. Fasulye ayıklarken bile, gerçeğinle o fasulyeyi ayıklarsan çok başka bir alanda olduğunu ve gerçekten keyfi, neşeyi, sevgiyi yani yaşamı deneyimlediğini keşfedeceksin. İşte bunu keşfetmeni istiyorum öncelikle.”
Bazılarımız biraz daha çok Mina’dır hatta.
“Değişmiyor, değiştirdiğini zannediyorsun ama olmuyor. Ne var savaşacak? Zaten mutsuzdum. Zaten bomboştum. Aradım, yıllarca aradım o bende eksik olanı. O neydi tam olarak bilmeden aradım esasında. Hep buldum zannettim farklı yerlerde ve farklı adamlarda... Ne isterlerse yaptım. Olmadı ama. Sevdiremedin de ondan kendini. Sevemediler be! Ne sevdiremedim? Daha ne yapsaydım, sevemediler! Sahi neden sevemediler beni? Neden benim istediğim gibi sevemediler? Hep kandırıyorlar, seviyormuş gibi yapıp...”
Hepimiz biraz Mina’yız
“Yılbaşından bir gün önce de, “Bu sefer kesin bitti!” diye ağlarken arayıp, “Kaçta gelirsin?” diye sormuştu gülerek. Sanki hiçbir şey olmamış, günler önce beni bir kafede öylece bırakıp çekip gitmemiş gibi. Sanki benim başka bir programım olamazmış gibi. Oturup ondan telefon beklediğimi bal gibi biliyormuş gibi. Gittim. Her seferinde gittim, çünkü biliyordum artık o da bana âşıktı. Yoksa neden vazgeçmesin?”