''Ben seni çok seviyorum." dedim.
Saçlarımdan tutup iyice kendisine çekti,biraz eğilip kulağıma. "Ben seni daha çok seviyorum," dedi.
Kıyıdan uzaklaşıyorduk,güneş iyice yükselmişti ve nereye gittiğimizi bilmeden onun yanında ilk kez gördüğüm bir denizde alçalıp yükselirken gerçekte nerde olduğumu anladım:
Evimde.
Nasıl olur da insan dünya yüzünde,bütün bir ömür boyu hatta ondan bile sonra,sonsuza dek birlikte olmak istediği,her gördüğünde,hayır,yalnızca adını düşündüğünde bile kalbinin deli gibi çarpmasına engel olamadığı,belki de hayata geldiği an kaybedip sonra da çaresizce,farkında bile olmadan oradan oraya savrularak yıllar yılı arayıp durduğu parçasını bulmuşken mutsuz olur?
İçimden yeniden onun yanına gitmek,birlikte sokaklarda yürümek,kucağında uyumak geliyordu. Evet,istediğim tek şey buydu ve geri kalan hiçbir şey umurumda bile değildi.