Hakkını hak bilip, bu hakka rıza gösteren kaç kişi vardı şu koca memlekette? Başkasının önündekini kapma, başkasının elindekine sahip çıkma yarışı içinde bulunanlar, üstelik alkışlanan ve itibar gören insanlar olup çıkıyorlardı.
İnsanın kendini okuyabilmesi için mutlak surette îman ziyasına, îman nuruna ihtiyacı vardı. Çünkü bütün sırlar o nur, o ziya ile çözü-lebilirdi ancak.
"Ohh!" diye derin bir nefes aldı. Dudaklarında mes'ut bir tebessümle gözlerini yumarak, Allah'a hamd ü senâ etti. Kendisini îman nurundan, îman ziyasından mahrum etmediği için Rabb'ine karşı kalbi bir kere daha minnet ve şükranla doldu...