Huzur Sokağı

Şule Yüksel Şenler

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·552 syf.··
2023 9. kitabı
Baştan söyleyeyim kitabı sevmedim ve önermiyorum. Bu kitabı okumak tam bir vakit kaybı. Kitabın bir kere konusu yok hoşuma gitmeyen budur. Hiçbir edebî değeri yok. Sadece bir devri zorla! Kafasında kurdukları dine¿ inandırmak isteyen şahısların yazmak için yazdığı bir kitap. Kitapta çok fazla ön yargı var en bariz örneği ise başı açık kadınlara olan düşmanlık. Yazar o kadar çok dile getiriyor ki bunu, sanki onlar yanlış kendileri tek doğruymuş gibi davranıyorlar. Açık bir kadınsanız 'satılık, f*hişe, teşhirci' oluyorsunuz. Yazarın açık kadınlara ya özentisi var ya da aşırı bir nefreti var galiba. Abartmıyorum kitapta 30-40 kere 'mini etek' geçiyor. Neden? Başı açık bir kadın var adı Feyza bu sonradan İslam'a dönüyor ve giyim tarzını değiştiriyor. Öyle köylü kadınları gibi değil modern¿ bir kadın gibi giyinerek herkesin ilgisini çekiyor. Sonra tövbe haşa Peygamberimizin zamanında bile olmayan (ki ne zorluklarla İslam'ı yaymaya çalıştılar.) İslam yayılışı feyzanın modern görünüşü sayesinde oluyor. Birde kadınlar çalışmamalı evde koca beklemeli. Erkeklerle yüz yüze gelmek kesinlikle haram. Nedense evlenecekleri adamların altında pahalı marka arabası, yatları eksik olmuyor falan. Müslümanlar ya hepsi zengin koca buluyor bir anda ve nasıl oluyor anlamıyorsunuz. Bu yüzden çalışmaya da gerek yok. Sorarım size kitapla ben mi dalga geçiyorum kitap mı bizimle dalga geçiyor. Birde buradan bakın isterseniz..... Sürçülisan ettimse affola <3 *** Yinede kitabın içeriğini merak ediyorsanız size bir YouTube kanalı önerebilirim. youtube.com/playlist?list=P... <3
1000Kitap
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
-Bu Bir Müdafaa İncelemesidir-
7/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 20:16
(İncelemeyi yazmadan önce kitabın aklımda kalan bölümleri dışında bazı yerleri tekrar gözden geçirdim ve buradaki incelemelerin tamamını okudum. Çamur atanlar hemen hemen aynı çıkarımlarla birbirlerini tekrar etmişler.) Yazmaya 14 yaşında başlayan Şule Yüksel Şenler, bazı arkadaşlarının etkisiyle namaza başlayan abisi Üzeyir Şenler'in ricasıyla Risalei Nur okuma sürecinin ardından 1965 yılında 27 yaşında tesettüre girmiştir. Eserde de olay akışına engel olmayacak düzeyde Risalelerden iktibaslara yer verilmiş. Huzur Sokağı'ı sakinlerinin örnek yaşantılarılarının anlatımıyla başlıyoruz kitaba. Baş karakterlerden okuyuculara ilk tanıtılan, geçmişi gelecegi tertemiz olan Bilal olsa da kitabın çoğunluğunu oluşturan bölümünde Feyza ve kızının başörtüsü mücadelesini anlatan sürecin şahidi olacağız. Ancak eserde bizim medyadan veya çevremizden görmeye, duymaya alışık olduğumuz gibi başörtülü genç kızların üniversiteden atılmaları, ikna odalarında örtülerini çıkarmaları için psikolojik şiddete maruz kalmalarından bahsedilmiyor. Yazar, Feyza'nın bilinçli bir Müslüman anne olarak kızını nasıl yetiştirdiğini, kızı Hilal'in öğretmeninden gördüğü şiddet ve baskılara rağmen, hem de her çocuk gibi öğretmenlerinden korktuğu halde başörtüsünden vazgeçmeyip bir yetişkinden daha sebat sahibi olduğunu usta bir gerçekçilikle anlatıyor. Bu anlatılanlar kurgu olsa da hayal ürünü değil. Müslümanların çoğunlukta olduğu Bu Ülkede yaşanmış şeyler. İncelemeye kısa bir giriş yaptıktan sonra asıl Müdafaa kısmına geçiyorum. Kitapta nelerden bahsedilmişti, insanlar nelere takıldılar, eserin ana temasını nasıl teğet geçerek gündemlerine bile almadılar hep birlikte görelim. Huzur Sokağı'nda kimse kimsenin dedikodusunu yapmaz, hakkında kötü düşmez, haset etmez, ayıbını yüzüne vurmaz. İlginçtir ki
Din
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
1/10
·552 syf.··
2021 74. kitabı
Bu ülkede yetkili biri olsaydım kesinlikle toplatıp yasaklayacağım kitaplar arasında olurdu. Böylesine ayrılıkçı bir anlatım böylesine bir nefret dili görmedim. Açık bir kadınsanız 'satılık, fahişe, teşhirci' oluyorsunuz. Yazarın açık kadınlara ya özentisi var ya da aşırı bir nefreti var galiba. Kitapta 30-40 kere 'mini etek' geçiyor. Neden? Bilal'in annesi ile ilişkisi beni öldürdü, Freud mezarında ters döndü, bu nasıl bir saplantı ve bunu nasıl normal gibi anlatır aklım almadı. Kitapta 'seni sosyalist, komünist aşağılık' diye aşağılamaya çalışıp da Huzur Sokağı'nda tam bir komün kurulması da böyle bir yazarcık'a yakışan bir çelişki olurdu zaten. Bir diğer konuda İslâmiyetin Hz. Muhammed döneminden daha hızlı yayılması. Maşallah ne ikna kabiliyeti varmış bu insanlarda. Zira biri bana kitaptaki gibi 'şu kılığına bak, Batı özentisi, pantolonlu bilmem ne' dese değilsem bırak müslüman olmayı saçını başını yolarım onun :)) Biz açık kadınlar gördüğümüz her erkeği baştan çıkarmaya çalışmıyoruz, inanmazsınız ama çoğunlukla iyi hissetmek için güzel giyinip makyaj falan yapıyoruz. Kitabı okuyup da yanlış algılara düşmeyelim... Çok çok sinirliyim ben okudum siz okumayın. Berbat ötesi berbat...
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
1/10
·552 syf.··
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2023 19:02
Yazar, fikirlerini yansıtmak için değil de yaşayamadıklarına öfkesine kusmak için bu eseri kaleme almış gibi. Kapısından bile geçmediği üniversite hayatını yalan yanlış bilgilerle anlatmış. Kitap boyunca en az 100 kez kullandığı mini etek kavramı artık insanı bıktırıyor. İnsanların dönüşümleri psikolojik alt yapısı hazırlanmadan pat diye gerçekleşiyor. Mesela kızına kapıyı açan bir baba anında iman dolu oluyor. Yolda yürüyen biri, kahve içen bir kadın, okuldan eve giden bir öğrenci beş dakikada göz yaşları içinde hiçbir psikolojik temeli olmadan günlük hayatın akışına aykırı bir biçimde Müslüman oluyor. Yazar kendi yarattığı karakterlerine karşı asla objektif değil. Değerlendirmeyi okura bırakmak yerine tüm nefretini yansıtıyor. Geçmişte birçok genç kızı etkisinde bırakan kitap, günümüzde iman sahibi olmak isteyen genç kızlarımızı dinden ziyadesiyle soğutacaktır. Çünkü herkesi kucaklayan İslam anlayışına çok uzak kalmış kitap. En ufak bir edebî değeri olmayan bu kitabı yarışma kitabı olmasaydı daha birinci sayfadan bırakırdım. Hangi görüşte olursanız olun zaman kaybı.
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·552 syf.··
2021 24. kitabı
Mü Va arkadaşımı desteklemek için paylaşıyorum 1000Kitap . Gönderilerimiz kaldırılacaksa neden paylaşıyoruz. Mü Va arkadaşımın İncelemesi: Bazı eleştiriyi kaldıramayan zihniyetler yüzünden güzelim incelemem yayından kaldırıldı. Bende yeniden paylaşıyorum. Gerçekten mi ya bir havuçlu cevizli tarçınlı kek tarifini çok gördünüz. Neymiş  Huzur Sokağı kitabına haksızlık yapmışım falan e sonradan kahve tarifide verdim. Hiçbir şey haketmiyorsunuz, ancak oturduğunuz yerden konuşun. Bu arada gerçekten kitabı önermiyorum lütfen okumayın Kitap hakkında ne yazsam bilemedim en iyisi size kek tarifi vereyim. Havuçlu Cevizli Tarçınlı Kek Tarifi; Malzemeleri 3 yumurta 1 su bardağı şeker Yarım su bardağı sıvı yağ 1 su bardağı süt 2,5 su bardağı un 1 paket vanilya 1 paket kabartma tozu 3 adet havuç (küçük boyutta) 1 su bardağı çekilmiş ceviz 1 yemek kaşığı tarçın (silme) Havuçlu Cevizli Tarçınlı Kek Tarifi Havuçlu cevizli kek için öncelikle havuçlar yıkanıp soyularak rendelenir. Suyunu sıkmayı unutmayın! Derin bir kapta yumurta ve şeker mikser ile köpük köpük olana kadar iyice çırpılır. Süt ve sıvı yağ eklenerek karıştırılır. Un, kabartma tozu ve vanilya elenerek eklenir. Kıvamına göre un miktarını ayarlayın. Malzemeler bir kez daha mikserle karıştırılıp içerisine havuç, ceviz ve tarçın ilave edilir. Tahta bir kaşıkla son kez karıştırılır. Kullanılacak kek kabı yağlandıktan sonra karışım kaba alınır. 170 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dakika pişirilir. İlk yarım saat fırının kapağını açmayınız ki kekiniz daha güzel kabarsın. :) Fırından aldığımız keki kalıptan daha kolay çıkartmak için soğumaya bırakalım. Yeterince soğumadan çıkartmaya çalışırsanız kekiniz parçalanabilir. Soğuyan keki kalıptan rahatça çıkartalım. Havuçlu cevizli kekimiz
İnceleme
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
Ah şu yarışma olmasa…
1/10
·552 syf.··
2023 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 22:07
Evet, yarışma olmasa okumazdım sanırım. Gerçi okumadan yorum yapmaya karşıyım ama bu kitaba karşı ciddi önyargılarım vardı. Kırıldı mı önyargılarım? Hayır. Aksine, iyice bilendim. Tabi ki kitabın yazıldığı dönemi düşünerek, bilerek okumak ve yorumlamak gerekiyor ancak biz bu şekilde okusak bile yazarımız karşı çıktığı durumun aynısını kendisi de yapmış. Hem de çok sert ve kötü bir dil kullanarak. Bugüne kadar okuduğum hiçbir kitapta böyle sivri dil görmedim. Sivri dil ifadesini yazarken bile kitapta geçen ‘çatal dilli yılan gibi’, ‘adeta yılan gibi tıslayan sesiyle’ vb. ifadeler geldi aklıma… O ne kötü bir dil ve üslup öyle ya… Desteklediğin görüşe kimse bir şey demiyor ama bir yandan desteklerken diğer yandan da sana yapılanın aynısını yapmışsın sayın yazarımız… Ne farkın kaldı? Kalem kılıçtan keskindir’i sen epey yanlış anlamışsın… Kitapta anlatılan İslamî inanç, bence hiç de gerçek İslam falan değil. Bunu kim söyleyip destekliyorsa, bir daha düşünsün derim. Çünkü bizim inandığımız İslam böyle bir din değil. Şöyle söylesem daha doğru olur: Bu kitap hiçbir inanmayanı inanan insan haline getirmez. Aksine daha çok inanmamasına yol açar. İnanan insanları da ‘eğer bunun anlattığı doğruysa ben inanmayayım daha iyi’ dedirtir. Kitabın baş karakteri Feyza, resmen peygamber hüviyetine bindirilmiş artık. Rüyasında Hz. Ömer’i görmeler falan… Aman Allah’ım, erenlere karıştı resmen Feyza… Düşüncede kibir, kibrin en kötüsüdür. Ayrıca, İslamî yaşayış tarzına sahip oldu diye, hakkını aramayan, her türlü kötülüğe sessiz kalan, amiyane tabir ile, eziklenen bir Feyza var kitapta. Kadının başına gelmeyen kalmadı ama o, İslamî yaşayış tarzına sahip diye bütün bunlara sessiz kalıyor. Bizim dinimizde ‘haksızlığa karşı susan dilsiz yılandır’ değil miydi? Üstelik, örnek aldığını zannettiği
1000Kitap
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
10/10
·552 syf.·
2024 17. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim Huzur sokağı.. hayal olamayacak kadar güzel bir öykü elime aldığımda bitirmeden bırakmak istemediğim nadir kitaplardan, Bizim cemiyetin rezilliğini , İslam düşmanlığını çok güzel anlatmış , tam anlamıyla İslamı yaşayan bir müminenin karşılaşabileceği zorlukları harika anlatmış. Türkiyedeki gerçek gerici yobaz zihniyetleri göstermiş kitabın incelemeleri gafil kaynıyor , okuyacak olan kardeşlerime şunu söylemeliyim bu öykü tamamen İslam'ı merkeze alarak yazılmış o sakın okumayın diyen cahilleri takmayın okuyun! günümüzde haramı meşrulaştırmak için kirletilen aşk gerçek anlamda nasıl olur , tüm haram sevdalara mukabil tertemiz bir sevda nasıl yaşanır bunun dersini veriyor , aynı zamanda bu öykü aşk-ı mecazinin aşk-ı Hakikiye geçişini anlatan çok güzel bir örnek , Ruhuma dokunan fevaklade bir eser , kendimden çok şey buldum , eminim siz de bulursunuz. Not: Gönülhanenizi herkese açmayın bazıları gibi yol geçen hanı olmasın orayı iyi muhafaza edin ki zamanı geldiğinde oraya konacak olan kuş ürkmesin oraya ebedi bir yuva kursun..
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
7/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2023 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2023 00:28
lise yıllarında okuduğum, örtünmeme büyük katkısı olan, Eyüp belediyesinin kitap okuma yarışması vesilesi ile tekrar okuma fırsatı bulduğum bir eserdi. öncelikle şunu belirtmeliyim ki, kitap yazıldığı döneme ışık tutan bir kitap. 28 şubat yıllarında çocuk olmama rağmen yaşanan olaylara şahit oldum ve net hatırlıyorum. O dönemde dinine bağlı insanların üzerinde çok şiddetli ve şiddeti 10 yıl süren bir baskı vardı. Gerçekten de kapalılar yobaz gibi görülüyordu. Örtünmeyenler de sanki dinsiz(!) miş gibi görülüyordu. Namaz kılanlar çok temiz, kılmayanlar cehennemlik olarak görülüyordu. Ablam başörtüsü yüzünden okula gidememişti mesela. Okulda peruklu öğretmenler görürdüm. Lisede yeni kapandığım zaman okulun lavabosunda başımı açmaya giderken okul müdüründen hakaret işittim. Üniversite yıllarımın yarısına kadar başımı açarak girdim okuluma. Kayıt sırasında bile başımı açtırmışlardı. O yüzden lisedeyken okuduğumda çok sevmiştim. Ancak şu an okuduğumda kitabın dili çok sert geldi. Açıklar dinsiz kapalılar cennetlik, namaz kılanlar hep dürüst havası vardı. Mini etek vurgusu birçok yerde yapıldı, yazarın mini etekle ne gibi bir derdi var diye geçirdim içimden okurken. Bu zamanın liselilerine hitap eden bir kitap değil o yüzden. Ben etkilenmiştim, özellikle Feyza dadısına neden örtünmeliyiz dediğinde dadısının verdiği altın örneği çok etkilemişti beni. Ama şu anki neslin, daha kitabın başında üniversite ortamında açık mini etekli kızlara hoppa zıppa züppe etiketlerine maruz bırakan bu kitabı okumak isteyeceğini düşünmüyorum, ayrıştıran ötekileştiren bir dil var. bu dilin kullanım sebebini ise üstteki paragrafta özetledim, o yüzden abes değil. Son olarak bir dipnot eklemek istiyorum: o dönemin mağdurlarının şu dönemin zalimlerine dönüştüğünü gördükçe üzülüyor hayret ediyorum.
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
9/10
·552 syf.·
2023 1. kitabı
Dizisinden çok farklı bir kitap olduğu için henüz okumamışlar varsa kesinlikle tavsiye ederim. Her şey daha detaylı, daha etkili ve daha güzel. Feyza'nın ve kızının yaşadıklarını her ayrıntısıyla ele alıyor.
Düşünce
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·552 syf.·
2021 21. kitabı
Kitap hakkında çok fazla olumsuz eleştiriler var bu kitaba haksızlık olduğunu düşünüyorum. kitabın üslubunu beğenmeyen bir sürü okur. Her kitap yazıldığı dönemin şartlarına göre yargılanmalı.. Herkese tavisey edebileceğim bi kitap hem dinin yoğun olduğu hem aşkın, ayrılığın yoğun olduğu bi kitap sonu benim de başta olmak üzere çoğu okurların istediği gibi bitmedi malesef ama mutlaka okunmalı, okutlulmalı..
İnceleme
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Şule Yüksel ŞenlerYazar · 11 kitap
Ailesi aslen Kıbrıslıdır. Küçükken ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. Babası Hasan Tahsin ile annesi Mihriban Ümran Hanım, teyze çocuklarıydı. Altı kardeştiler: Özer, Örsel, Şule Yüksel, Gonca Gülsel, Tuncer ve Çiğdem. Babası, Sümer Fabrikası’nda görevliydi. 6 yıl sonra görevinden ayrıldı. İstanbul’a yerleştiler. Şule Yüksel, Koca Ragıp Paşa İlkokulu’na giderken ailenin ekonomik düzeni bozuldu. Şule Yüksel, ortaokula kadar okuyabildi. Annesi kalp krizi geçirip yatağa bağlanınca okuldan alındı. Bir Ermeni terzinin yanında çalışmaya başladı. Bu, onun ileride kendi başörtüsü modelini oluşturmasına yol açtı. 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partisi’ne katıldı. AP Bakırköy Gençlik Kolları, Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanı oldu. Faruk Nafiz Çamlıbel’in çıkardığı "Kadın Gazetesi"nde köşe yazmaya başladı. Asıl adı "Yüksel" idi. Ama kadın olduğunun anlaşılması için adının önüne "Şule" ekledi. Hastalanan ağabeyi Özer'in telkinleriyle Risale-i Nur toplantılarına katılmaya başladı. 1965'te tesettüre girdi. Örtünmesiyle birlikte çalıştığı yayın organı da değişti. 26 Ocak 1967 tarihinde Mehmet Şevket Eygi’nin çıkardığı "Yeni İstiklal" Gazetesi, Pakistan’da üniversiteye, ellerinde kitapları kara çarşaf içinde giden üç genç kızın fotoğrafını basıp, yanına da Şule Yüksel Şenler’in, "Müslüman kadınların örtünmesi şarttır" diyen yazısını koyunca, Türk Kadınlar Birliği dava açtı. Anadolu'yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlatmıştır. Ondan etkilenen genç kızların başlarını aynı şekilde örtmeleriyle bu tarz örtü şulebaşı olarak anılmaya başlandı. Cevdet Sunay'a yazdığı bir mektup yüzünden cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı, sekiz ay cezaevinde kaldı. 32 yaşında evlendi. Eşi, ilahiyat mezunu tiyatrocu Abdullah Kars idi. Şehir şehir dolayıp İslami tiyatro yapıyordu. Evlenmelerine Risale-i Nur talebelerinden Sait Özdemir vesile olmuştu. Ancak aile içi şiddet nedeniyle 5 yıl sonra boşandılar. Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı. Bugün gazetesinde 1967-71'de köşe yazarı idi. Seher Vakti dergisinin başyazarı oldu. 1971'de hapis yattı. "İdealist Hanımlar Derneği"ni kurdu. Manevi başkanı oldu. Bu derneğe gelen genç kızlar arasında bulunan Emine Gülbaran (Erdoğan) da vardı. Buradaki bir konferans çalışması esnasında Emine'nin Recep Tayyip Erdoğan ile tanışmasına ve 4 Temmuz 1978 tarihinde evlenmelerine vesile oldu. Bu arada kendisi de ikinci evliliğini Kanada’da yaşamış bir maden mühendisi ile yaptı. Daha önce evlenmiş ama eşini kaybeden mühendisin bir de kızı vardı. Yeni eşinin sayesinde Nakşibendi İsmailağa Cemaati ile tanıştı. O zamana dek kullandığı yeni nesil türban bu süreçte kara çarşafa dönüştü. 1980'den sonra Zaman ve Millî Gazete'de yazdı. İkinci evliliği de koca şiddeti nedeniyle 11 yıl sonra boşanmayla sonuçlandı. Boşanmasıyla birlikte, İsmailağa Cemaati kendisiyle tüm ilişkisini kesti. Babasının yanına taşındı. Ancak ağır psikolojik hasta olan babası Bakırköy Akıl Hastanesi'nde başka hastalardan dayak yiyip ölünce, kendisi de bu durumdan çok etkilendi. Yıllar süren psikolojik tedaviler gördü. Huzur Sokağı adlı romanı filme alındı. Yücel Çakmaklı'nın yönettiği Birleşen Yollar adlı filmin baş rollerinde İzzet Günay ve Türkân Şoray oynadı. Huzur Sokağı adlı romanı daha sonra aynı adla dizi olmuş ve ATV'de yayınlanmıştır. Ancak Şule Yüksel Şenler Zaman gazetesi röportaj yazarı Tuğba Kaplan'a dizinin çekiminden ilk etapta haberinin olmadığını, kendisinin de herkes gibi televizyondaki fragmanlardan öğrendiğini söylemiştir. Ayrıca hayli kırıldığını ve endişelendiğini belirtmiştir. Yaklaşık 8 ay kadar tedavi gördüğü İstanbul Bağcılar Medipol Mega Üniversite Hastanesinde 28 Ağustos 2019 tarihinde vefat eden Şule Yüksel Şenler'in mezarı, Eyüp Sultan'da, Mihrişah Valide Sultan Külliyesi haziresindedir.