“günahkâr adem'in hayırsız evlatları böyledir. nankör ve vefasız. gidemedikleri şehirlerin ismini gittiklerinden, kendilerini sevmeyen insanların cismini sevenlerinden, gerçekleşmemiş hayallerin hevesini gerçekleşmişlerden berrak hatırlarlar. kavuşamamak nasıl aşka teşvik ederse, vuslat da günü geldiğinde unutmaya azmettirir.”
“kara delikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. tıpkı insanlar gibi. insanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. anlasana, herkes birbirinin katili. ama sorsan, herkes çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı?
“çözülen bir yumaktan ziyade, giyilmekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. her an olmadık bir noktada düğümlenebilir ip. kopabilir oradan. ve bir kere koparsa, bağlansa da aynı olmaz artık.”
“hayatı, gideceğini başından beri bildiğim ama için için beni bırakmayacağını ummayı seçtiğim bir serserinin rüzgârına kapılır gibi yaşadığımı ancak o zaman kavrayabildim. onu sandığımdan fazla önemsediğimi de.”