"Aşkın, çalışmanın ve bilginin vatanı yoktur, onlar için gümrük tarifesi ve üniforma yoktur. Onlar uluslararasıdır, evrenseldir ve herkes anlar. Ama sen küçük bir vatansever olarak kalmak istiyorsun, çünkü sen sevmekten, sorumluluk yüklenmekten korkuyorsun. Bu nedenle başkalarının emeğini, aşkını ve bilgisini sömürüyorsun, çünkü kişisel yaratma gücünden yoksunsun. Mutluluğu bir gece hırsız gibi çalıyorsun, başkalarının mutluluğuna kıskanarak bakıyorsun."
"Bu büyük adamın sana aktardığı bilgi hazinelerini ne yaptın, küçük adam? İçinden tek bir sözcüğü aklında tuttun: Diktatör. Geri kalan ne varsa, tutup attın. Özgürlükmüş, açıklıkmış, doğrulukmuş, ekonomik tutsaklık sorununun çözümüymüş, kültürel ilerlemeye izin veren yöntemlermiş, bunlara aldırış etmedin. Yalnız yanlış seçilmiş bir sözcük kafanda yer etti: Diktatör."
Hayat akıp giderken biz, ailemizin, arkadaşlarımızın veya çevremizdeki insanların düşünceleri ve baskılarıyla ne kadar mutluyuz ? Bizi kısıtlayan, yeteneklerimizi açığa çıkarmamızı engelleyen zihinlerin dayatmalarından uzaklaşıp hayattan zevk almaya çalışarak, anı yaşayarak mutlu olabiliriz bu kısacık hayatta. Kendi istekleri ve kararları doğrultusunda yaşamak her insanın hakkıdır fakat bazen herkes bu konuda şanslı olamayabiliyor tıpkı Neil gibi.
Kitap sayfa sayısı itibariyle kısa olsa da bende gerçekten çok derin bir etki bıraktı. Keşke daha önce okusaydım dediğim ve herkese de okumasını şiddetle önereceğim bir kitap oldu.