Dünden beri bakıyorum, televizyonlardaki o kravatlı sözde uzmanlar yine en kolaya kaçıyor. Neymiş? Oyunlar şiddete yöneltiyormuş, diziler ahlakı bozuyormuş... Ana akım medyanın bu yüzeysel, tık avcısı magazinciliği gerçekten akıl alır gibi değil. Çünkü asıl problemi, buzdağının o korkunç ve karanlık kısmını tamamen ıskalıyorlar. İşin boyutu, sandığınızdan çok daha derin ve çok daha ciddi.
Bu saldırgan, akşamları bilgisayar başında sıradan bir oyun oynayan asosyal bir gençten ibaret değil. İnternetin o karanlık dehlizlerinde, geçmişteki okul baskıncılarının ve teröristlerin adeta birer "mesih" gibi övüldüğü, kendi aralarında idolize edildiği o global yankı odalarında yetişmiş biri. Girdiği o anonim gruplarda bu katliamcıları efsaneleştirip, onların izinden gitmeyi bir görev biliyorlar.
Karşımızdaki profil çok net: Radikal seviyede beyaz üstünlükçü, aşırı ırkçı, İslamofobik ve saf nefretle beslenen, antisosyal bir figür. Ve işin en ürkütücü yanı ne biliyor musunuz? Yalnız değil. Takıldığı o sanal sunucularda, forumlarda onun gibi binlercesi var. Birbirlerinin radikalleşmesini besleyen, nefreti pompalayan ve bu tarz eylemleri açıkça teşvik eden korkunç bir global ağdan bahsediyoruz.
Yani mevzuyu "iki oyun oynadı, üç dizi izledi delirdi" diye açıklamak, gerçeğe ve kurbanlara yapılmış büyük bir hakarettir. Bu şahsın arkasında bıraktığı manifestolara, o gruplarda paylaştığı yazılara bir baksanız inanamazsınız; kendi hastalıklı mitolojilerini yaratmışlar. Kutsal saydıkları eski katliamcılar, kendilerince milat kabul ettikleri tarihler ve sembolik mekanlar var. Eylemlerindeki her bir imge, o alt kültürün bir yansıması.
Bu "tavşan deliği"nin en dibindeki detayları, hem güvenlik sebebiyle hem de bu hastalıklı zihniyetin ekmeğine yağ sürüp taklitçilere (copycat) ilham