ilepuk

ilepuk

, bir kitap okudu
4/10
·216 syf.··
1 saatte okudu
·
2025 43. kitabı
Aleksandr Puşkin
8.1/10 · 1.132 okunma
Reklam
5/10
·152 syf.··
2025 42. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 02:51
Bu kitaba kaç puan vereceğim konusunda biraz kafam karışık. İlk olarak zaten ilk kitabı okuduğum için ikinci kitabında nasıl olacağını az çok biliyordum ve bu sefer bir hayal kırıklığım olmadı. Ama yine de ilk kitaptaki gibi edebi yönüyle sıfır. Fakat beni inanılmaz aydınlatan bir yönü de var, birazdan bundan bahsedeceğim. Bu aydınlanma da gözümde kitabı biraz yukarı taşıyor. Psikiyatristin yanıtları benim için inanılmaz yetersizdi. Sehee aylar boyunca her hafta terapiye gidiyor ve ilk kitabın ilk sayfalarından ikinci kitabın son sayfalarına kadar sürekli olarak aynı problemlerden bahsediyor. Yani depresyon böyle bir şey zaten, insan bir türlü kurtulamaz ama bu yanıtları alınca kurtulacağın varsa da kurtulamazsın. İki kitap boyunca neredeyse hiçbir şey değişmezken son üç dört bölümde Sehee'nin daha iyi hissettiğini söylediğini ve psikiyatristin de evet harika gidiyorsun dediğini okuyoruz. Ama bana hiç de öyle gelmiyor. Şimdi aydınlanmaya geliyorum. İzlediğim Güney Kore yapımlarının ve okuduğum Güney Koreli yazarların yansıttığı toplum yapısı bende bu kitapla birlikte kesinlik kazandı. Güney Kore meraklısı Sümeyyelere bu kitabı yedirmek istiyorum. K-her şey'in altındaki küf kokusu buram buram kitaptan yayılıyor. Baek Sehee’nin anlattıkları sadece bir kadının depresyonu değil, Güney Kore toplumunun ruhsal çöküşünün bireysel bir vakaya sızmış hâli. İş baskısı bunun sadece bir parçası. Kitabı açtığında karşına çıkan şeyler: Görünüş zorbalığı, sürekli eleştirilme, sessiz bir toplumsal gözetim hâli, “başkası ne der?” paranoyası ve bunun sonucunda intihar düşüncelerinin neredeyse sıradanlaşmış olması. Sehee’nin kollarını kesmesi, çatıya çıkıp kendini atmayı düşünmesi, içkiyle kendini uyuşturmaya çalışması… bunların hiçbiri bu ülkenin vatandaşları için “abartılı
Ölmek İstiyorum ama Hâlâ Tteokbokki Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20251,294 okunma
10/10
·128 syf.··
2025 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 14:08
Çocukluk'u sevmiştim, Gençlik'e bayıldım. Ve bence Tove Ditlevsen'in nasıl bir yazar olduğunu anlamak için sadece Çocukluk'u okumak yetersiz. Dili hayatını anlattığı döneme göre değişiyor, duygularını bir çocuk gibi yazıyor ve bir genç kız gibi de yazıyor. Muhtemelen bir yetişkin gibi de yazıyor. Bunların dışında inanılmaz bir özelliği olduğunu düşünüyorum, kendini asla saklamıyor. Zayıf, bilgisiz ve zavallı olduğu durumlarda bile bunu olduğu gibi yazıyor. Belki yazarken utanmıştır ama kendini ne savunuyor ne de acındırıyor. Dürüstlüğüne, samimiyetine hayran kaldım. Bir dönemin getirdikleri içinde o dönemden farklı biri olarak yaşamaya çalışması ve kendini bir yere konumlandıramaması ise kalbimi kırdı. Fakir ve işçi bir ailede, sınırlı bir eğitim ve bilgiyle kendine bu kadar umut bağlaması ama toplumun gerektirdikleri sebebiyle hayatında olmayan bir adama da umut bağlaması çoğu satırda beni çokça düşündürdü. Belki şimdi yaşasa kızacağım düşünceleri için ona asla kızmıyorum ve hatta anlayabiliyorum. "Bazı köpeklerin tasma kayışları kısa, ne zaman duraklasalar sahipleri sabırsızca çekiştiriyor. Başkalarının kayışları uzun, ilginç bir koku köpeği alıkoyduğunda sahibi onu sabırla bekliyor. Ben böyle bir sahip istiyorum. Böyle bir yaşam içinde gelişebilirim. Sahipsiz köpekler de var, insanların bacakları arasında görünüşe göre özgürlüklerinin keyfine varamadan, şaşkın şaşkın koşuşturuyorlar. Ben de böyle sahipsiz bir köpeği andırıyorum, bakımsız, sersem ve yalnız," diyen bir insana nasıl kızabilirsiniz? 18 yaşında, ikinci dünya savaşının başında, tek başına yaşam savaşı veren, fakir ve eğitimsiz bir kız bu gerçeği baskı içinde fark eden. Ne büyük bir kalp olduğunu sorgulamaya gerek var mı?
GençlikTove Ditlevsen · Monokl Kitap · 20241,172 okunma