Okyanusu görme ihtiyacı olan insanlar vardır. Ben bir silah görme ihtiyacı duyuyorum, yerinde dursa da pis ve boş olsa da. Kocam tek gözünü açtığında ona doğrultuyorum silahı.
Fakat birden oturup soğuk bir şeyler içmemi söyleyiverdiler.
Kıçını sandalyeye koymak ve su içmek ne zamandan beri ölme arzusunu bertaraf eder oldu ki? Çevremdeki insanlar sonunda kriz geçirtecekler bana.
Birbirlerinden nefret ettikleri hâlde hiç düşünmeden sürekli "aşkım" sözcüğünü kullanan çiftler vardır ya hani onlardan biriyiz işte biz de; seni bir daha asla görmek istemiyorum aşkım.
30 yaşını geçtim ve insanların 30 yaş buhranı denen şeyi bu kadar ciddiye almasını anlamakta zorlanıyorum. Otuzlar prime’dır; bir kendinize gelin diyerek başlıyorum söze.
Nina, otuzlarının başında, kendince başarılı ve düzenli bir hayat kurmuş biri. Sahte ve gerçek arkadaşlarıyla iç içe, sosyal olarak aktif ama uzun süredir hayatın temposu yüzünden aşka vakit ayırmamış. Hayatı belli bir düzene girince artık aşkı da gündemine almaya karar veriyor ve arkadaşlarının zorlamasıyla Linx (yani Tinder) adlı uygulamayı indiriyor. Burada Max adlı bir dallamayla ilişkiye başlıyor. Kitabın adından ve konusundan, işlerin nereye varacağını zaten tahmin edebiliyoruz.
Konu kağıt üzerinde basit olsa da, romandaki ilişkilerin neredeyse tamamı bana oldukça sahici geldi. Sadece romantik ilişkilerden bahsetmiyorum. Nina’nın annesine duyduğu öfke, babasının hastalığıyla gelen çaresizlik, evlenip çocuk sahibi oldukça değişen arkadaşlarına karşı hissettiği yabancılık ve sahte insanlara verdiği tepkiler çok gerçekti. Bu yüzden basit bulduğum ve beklentisiz başladığım bu kitap, sonunda beni mutlu etti.
HayaletlerDolly Alderton · Mundi Kitap · 202512 okunma