Kaderleri ayarlanmış evlilikler olan Gauri kadınlarınlarında İldiko'nun düğün günü ile kitabımıza başlıyoruz. Ve evet, yazarımız bu isimleri yemek yedikten sonra hazmetmeye çalışırken çıkardığı seslerden esinlenerek oluşturmuş. İldiko'nun para, toprak, şan, şöhret için evlendirilen Gauri kadınlarından farkı bir Kai ile evlenecek olması. Kai nedir derseniz, insan değil. Puahahah nasıl şaka ama? Bok gibi. Neyse... Gri tenli, sivri dişli, göz bebekleri olmayan, güneşte neredeyse kör, geceleri yaşayan, Ay'ı kendi güneşleri olarak gören yaratıklar... Mavi yerine gri Naviler diyebiliriz yani.
Kailerle insanlar çocuk yapabilirler mi bilinmez ama bu evliliğin onanması için cinsellik şart. Hatta seyircili falan bir cima seramonisi Ildiko'nın dayısı tarafından istenir ama sanırız ki bu Kailer gururlu ve de onurlu yaratıklardır ki istemezler.
Düğününden önce İldiko içini biraz da olsa ferahlatmak için çiçek tarhlarında gezintiye çıkar ki bir de ne görsün? Çirkin mi çirkin, korkunç mu korkunç bir Kai erkeği. Fakat artık Kailerin gelini olacağı için bağırmalı korkmalı tepkiler vermek yerine medeni ve içten davranarak bu Kai beyiyle muhabbete tutuşur. Ve birlikte aşırı eğlenirler. Bilin bakalım bu Kai beyi kimdir? Ding ding ding ding! Doğru bildiniz! Brishen, yani İldiko'nun müstakbel eşi.
Yani kitabın ilk dakikalarından anlarız ki bu anlaşmalı evliliğin birbirini doğal olarak çirkinden öte bulan iki tarafı aslında ruh eşidir. Çok şaşırtıcı. Öf ben enemies to lovers falan beklemiştim ama bunlar ilk dakikadan birbirlerini sevmeye başladılar. Enter Bihter ağlaması here. Hatta bu iki kişi madem çocuğumuz olmayacak, birbirimize alışana dek cinselliği de erteleyelim diyerek şevkimi biraz daha kırdılar. Ama devam ediyorum.
Bu ikisi mutlu bir şekilde evlenip Kai diyarlarına doğru at