Beyin fırtınalarım
Saygı. Son zamanlarda hayatımın her anında önem verdiğim saygı kelimesinin önemini biraz daha anladım. Ve şunuda anladım ki insanlar saygıyı çok çok yanlış anlıyorlar. Özellikle günümüz modern, kültürlü, feminenleşen toplumunda(?) insanlar saygıyı başkalarının kendilerini oldukları gibi kabul etmesi olarak görüyorlar. Kimse hatalarının yanlışlarının geçmişinin sorumluluklarını almak istemiyor ve hatta bunun üstüne kendilerini bu yanlış insan rolüyle kabul edip başkalarından saygı bekliyorlar :) Arkadaşlar tamam bizi biz yapan şey hatalarımız olabilir hatta hatasız kul olmaz belki ama saygıda hak edene verilir neticede... Şu olaydan da nefret ediyorum: kişinin yanlışları hataları var tamam ama bunu değiştirmek kendine hak ettiğini vermek biraz olsun ilerlemek sağlıklı bir fiziğe, mentaliteye sahip olmak yerine hâlâ başkalarından kendisini olduğu gibi kabul etmesini ve saygı göstermesini bekleyen insanlar... Her şeyin az veya çok emekle kazanıldığı şu dünyada birazda saygı için de emek vermeli insanlar diye düşünüyorum. Ha şunuda eklemesem olmaz. Son zamanlarda sosyal medyanın, popüler kültürün ve bir saçmalık haline gelmiş feminizmin getirdiği kafa yapısı: kişinin sevdiği insanin sözünü dinlemesinin kısıtlayıcılık olması durumu. Arkadaşlar sevdiğiniz kişi sizin için bir şey istiyorsa ve sizi gerçekten seven biriyse o kişinin istediği şeyin sizin iyiliğiniz için olmama ihtimali yok. Yani demem o dur ki sevdiğiniz insanı reddedip onu saçma salak ifadelerle çercevelemeden önce biraz oturup düşünün. Saygıdan yola çıkmıştım konu nerelere geldi... Ama zaten bunların hepsi saygıyla bağlantılı, saygının olmadığı yerde sevgide olmaz unutmayınız efenim iyi günler.
Hayata Dair
"Yol" kelimesi, Eski Türkçede doğada kendiliğinden var olan hazır bir zemin değil; adımların yeryüzüne kazıdığı "iz, hat, çizgi ve kader" demektir. Bir yolculuğa çıkmak, sadece bir hedefe doğru ilerlemek veya yer değiştirmek değildir. Etimolojik olarak; yeryüzünün o devasa ve belirsiz boşluğunda kendi varlığınla bir "iz bırakmak", toprağın sessizliğini adımlarla yararak bizzat o çizginin kendisine dönüşmektir. Yol, ayakların altına serilen pasif bir halı değil; insanın yürüyerek toprağa kazıdığı bir yaşam çizgisidir. Tolga Acaroğulları
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Belki de insanın zaman zaman kendi hayatına bir darbe yapması gerekir. Askeri bir darbe gibi; kontrolü tamamen ele alıp hayatın yönetimini yeniden düzenlemek. Duyguların yönlendirmesine kapılmadan, insanlardan beklenti içine girmeden, dikkatini dışarıya değil kendine çevirmek. Bir süreliğine bir robot disipliniyle hareket edip yalnızca kendi gelişimine, hedeflerine ve geleceğine odaklanmak. Çünkü bazen ilerlemek için önce hayatın kontrolünü yeniden ele geçirmek gerekir.
1000Kitap
Kim olursak olalım, ne iş yaparsak yapalım; geride kırgın, küskün ve üzgün insanlar bırakarak ilerlemek kimseyi makbul bir yere götürmez. İbrahim Tenekeci
Beni uyarıp bana akıl veren o kişi beni yeni bir kişiye dönüştürdü. Mesajı ise çok basit, kimseye bir şeyini anlatmadan ilerlemek.
“Seni gitmek istediğin yere götürmeyen yoldan dönebilirsin. Bu da ilerlemek.”