Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil.
Cinsiyet fark etmiyor. Harika vasıflarınız, ahlakınız, donanımlarınız vs olabilir. Ya da çok güzel, pek derin, en ulvi sen seviyorsun belki ama bu yüzden kimse sana âşık olmak zorunda değil.
Muhteşem bir insansın belki ama bu yüzden "o insan" da seni seçmek/seninle evlenmek zorunda değil.
Ondan daha iyisin, daha güzelsin, daha zekisin ama bu yüzden onun yerine seçilmek zorunda değilsin.
Çok hak ediyorsun... Ama bu yüzden istediğin ilgi, şöhret ve itibar sana verilmek zorunda değil.
Evet Salieri kadar bilgili, özverili, hırslı ve hak etmek adına görece her şeye sahipsin ama bu yüzden Mozart'ı aşmak zorunda değilsin...
En çok sen çalışıyorsun ama bu yüzden o görev/o pozisyon sana verilmek zorunda değil.
Sağlıklı besleniyorsun, düzenli spor yapıyorsun ama hayat seni 90 yaşına kadar yaşatmak zorunda değil.
Evet kabullenmek zor belki. Hazmı da kolay değil evet. Ama hayat bize borçlu değil. Hayat optik okuyucu gibi tamamen objektif ve adil bir puanlama mekanizması yok.
Çünkü bazı şeyler nasiptir. Bazı şeyler sınavdır. Bazen insanın payına düşen budur. Bazen hikayemiz bu kadardır.
Elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra yaşamın bu sessiz, çetin, ironik, sırlar ve efsunla dolunu payına razı olmakta bilgeliklerin en büyüğü var.
Hayatın kimseye borcu yok... Çünkü hayat bazen de böyledir. Evet, aynen öyle