Aslinda Ataturk'un olumuyle basladigini dusunebilecegimiz Ataturkcu dusunceye ozsel anlamlar yukleme girisiminin, Metin Heper'in bahsettigi Kadro hareketiyle Ataturk doneminden itibaren olan bir caba oldugunu anliyoruz. Lakin yazarin da Bernard Lewis'nin Ataturk'un olumunden itibaren rejimin yozlastigiyla ilgili yorumuyla saglamlastirdigi, demokrasinin salt Batili oldugu gerekcesiyle burokratik seckinler tarafindan benimseniyor olusu, Ataturkcu dusuncenin, Ataturk'un olumuyle beraber sovenist ve ekstremist din karsiti seklinde sistemlestirilmesine yol acti. "Ancak Atatürk, devleti bürokratik seçkinler üzerinde yapılandırmaya taraftar olmamıştı." Ancak yazarin da isaret ettigi gibi, "Geç Kemalist rejimde bürokratik seçkinlerin hemen hemen hiç karşı çıkılmayan siyasal bir siyasal güce kavuştukları ve bunun kendilerine toplumsal prestij sağladığı" cikarimi, Ataturk sonrasi donemde sivil burokrasinin tutumuna isik tutabilir. Ayni zamanda CHP de burokratiklestirilmis ve sivil-siyasal guc birleserek Kemalist dusunce halka dikte edilmeye calisilmisti.