Neden şiir yazarız? Sadece yazarının anlayabildiği şiirler vardır. Bir şairin, yazdığı şiirin kitleler tarafından sevilerek okunduğunu duyduğunda üzüldüğünü öğrendiğimde bunu garipsemiştim. Yazarların çok okunabilmek için gayret sarf ettiği bir ortamda, bu şair neden böyle davranmıştı? Sonunda anladım ki; ona göre çok kıymetli şeylerin değerini bilen insan sayısı, o kıymetin değeriyle ters orantılıdır. Bir malın çok alıcısı varsa, o artık bit pazarına düşmüştür. Şair bir noktada haksız da sayılmaz. Türkiye’de herkes şiir yazar ama çok az insan şiir okur. Edebiyatla çok fazla alakadar olmayan insanların bile şiir yazma dürtüsü nereden geliyor? Neden bazı şiirler çok seviliyor da bazıları hiç fark edilmiyor? İşte naçizane cevaplar… Bu durumu birkaç şekilde değerlendirmekte fayda var. Şöyle ki: İnsan sadece beyinden ibaret değildir, insanın ruhu çok daha güçlüdür. Bir et parçası ve depolama alanı olan beyin, ruhtan gelen ilhamları anlamaya ve yorumlamaya çalışır. İnsanlar ilim seviyesi olarak birbirinden farklı oldukları gibi, ruh bakımından da farklıdırlar. Beyin ve ruh kıyaslaması yaptığımızda; ilim bakımından en düşük seviyedeki bir insanın beyni ile ruhu arasındaki bilgi farkı, iki yaşındaki bir çocuk ile İmam-ı Gazali arasındaki fark kadar açıktır. Üstüne üstlük ruhun, süratli ve devamlı bilgi merkezlerine bağlantısı vardır. Bu durumu sadece “bilgi” olarak da algılamamak lazım; hafıza, mukayese, kavrayış ve bilginin kullanımıyla alakalı yüzlerce türevi de düşünmek gerekir. Bu ışıkta bedenin hissettikleri, beyin aracılığıyla ruha aktarılır. Ruh bu bilgiyi alıp işler ve beyne tekrar geri yollar. Ruhtan geri gelen bilgi, beynin normal sınırlarla anlayamayacağı düzeyde olduğunda ise ortaya “şiir” çıkar. Aslında ruhun gönderdiği yoğun bilgi karşısında insan beyni,
Duygu ve Düşünce
Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde, duygusal yoksunluk, güvenli bağlanma eksikliği ve karşılanmamış sevgi ihtiyaçları yaşayan ergenler; sosyal medya ekosisteminde hiç tanımadıkları figürlere yönelik yoğun idealizasyon, yansıtma, aktarım, özdeşim kurma ve çeşitli savunma mekanizmaları geliştirerek kendi içsel travmalarının itme ve çekme kuvvetlerini yanlış yorumlayabilmektedir. Çocuk ve ergen psikolojisinin temel ilkesi, bireye önce lisan-ı hâl ile şefkati, merhameti, aidiyeti ve koşulsuz kabulü öğretmektir. Çünkü gelişim psikolojisinin gösterdiği üzere sevgi, soyut bir kavramdan önce deneyimlenen bir ilişkisel ihtiyaçtır. Ancak bundan sonra, "size sevgi getirdim" diyen tüm hikmet gelenekleri, kutsal metinler, ahlâk felsefeleri ve insanlığın dört bir yana yayılmış ilim mirası sağlıklı bir zeminde anlaşılabilir. Aksi takdirde, bağlanma açlığının yerini karizmatik figürlere yönelik bağımlı yönelimler, parasosyal ilişkiler ve duygusal sömürü biçimleri alabilir. Nitekim günümüzde dünyanın dört bir yanında, ergenlerin sevgi ve aidiyet ihtiyacını istismar eden, psikolojik karşılanma vaadini bir tür sembolik ticarete dönüştüren, entelektüel otorite görüntüsü altında faaliyet gösteren çok sayıda kişi ve yapı çoğalmaktadır. Bu nedenle çocuk gelişiminin ilk demirbaşı bilgi değil; güvenli bağlanma, duygusal düzenleme, öz-değer hissi, empati ve merhamet eğitimidir. Sevgi deneyimlenmeden öğretilen bilgi, çoğu zaman kök salamaz; fakat sevgiyle temellenmiş bilgi, bireyin hem ruhsal hem de bilişsel gelişiminde kalıcı bir anlam ufku açar.
Reklam
Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir
Güzel İstanbul
Hocamızın da işaret ettiği gibi, mesele İstanbul’un güzelliğinden çok daha fazlasıdır. Ben bugün New York’ta yaşıyorum; Amerika’nın dört bir yanını, Avrupa’nın büyük başkentlerini, Balkanlar’ın sessiz sokaklarını, Orta Asya’nın kadim şehirlerini ve Ortadoğu’nun medeniyet merkezlerini gördüm. Her biri insanı etkiliyor, her biri kendine hayran bırakıyor. Fakat hiçbirinde İstanbul’un omuzlarında taşıdığı o büyük tarih yükünü hissedemedim. Çünkü İstanbul yalnızca bir şehir değildir. O, Roma’nın mirasını, Bizans’ın ihtişamını, Osmanlı’nın zarafetini ve insanlığın asırlara yayılan hafızasını aynı ufukta buluşturan eşsiz bir emanettir. Birçok şehir zenginleşir, büyür, yükselir. İstanbul ise binlerce yıl boyunca medeniyet üretmiş, çağ açıp çağ kapatan hükümdarları, ilim insanlarını, sanatkârları ve milletleri bağrında taşımıştır. Onun sokaklarında yürürken sadece taşların arasında değil, zamanın içinde yürürsünüz. Ve belki de en büyük hüznümüz burada başlıyor… Böylesine eşsiz bir mirasa sahip olmamıza rağmen ona gerektiği kadar sahip çıkamamış olmamız. Hocamızın da satırlarında hissettirdiği gibi, İstanbul’u fethetmek zor olmuştu; fakat onu korumak, anlamak ve gelecek nesillere layıkıyla bırakmak çok daha zor oldu. Dünyayı gezdikçe İstanbul’a olan hayranlığım azalmadı, aksine arttı. Çünkü New York insana gücü, Paris estetiği, Roma ihtişamı, Semerkant geçmişi anlatıyor. İstanbul ise bunların hepsini aynı anda fısıldıyor. Bazı şehirler kurulur, bazı şehirler büyür. İstanbul ise asırlar boyunca bir medeniyetin kalbi olarak yaşar. Ve insan dünyayı gördükçe anlıyor ki İstanbul’u eşsiz yapan Boğaz’ı değil; binlerce yıllık ruhudur. 🏛️ İstanbul'dan Sayfalar İlber Ortaylı
1000Kitap
"İnsan ruhunu doyuracak ilimle meşgul olmazsa, hayat onu oyalanacak dertler ve problemlerle meşgul eder."
Türkiye sıralamasında ilim derslerimiz oldu deneme. 100 sorudan 43 doğrum var oturup sinir krizi ğeçiricem. Tüm sınıf 8 sıraya yerleşmişiz😩
Reklam
Reklam