Işıl Limae

Işıl Limae
24 yaşında, zapt edilemeyen bir hayalperest. Basılı eserlerim: Oyunbaz, Düzenbaz, Cambaz, Tutkunun Tanrısı Eserlerimi incelemek için: bkmkitap.com/isil-limae-kita... Instagram: instagram.com/isillimaei
“O gece söylediklerinizde haklıydınız.” Onu seviyorum. Onu seviyorum ve kalbimi kıracağını biliyorum. “Umursamaz gözükse de benimle ilgili detaylara dikkat ediyor. Lanetli olmasına rağmen bana öncelik veriyor ve benden hiçbir zaman fazlasını istemiyor. Kontrolden çıkan bir durumda bile keyif almayı biliyor. Onunla eğlenmek nefes almak kadar kolay. Bana verdiği değeri hissedebiliyorum. Üstelik… Tutkunun Tanrısı olmasının hakkını veriyor. Ben onu…” Onu seviyorum. Durgun bir kabullenişti, ne rahatsız olmuş ne de rahatlamıştım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“En sevdiğim renk, en sevdiğim dizi, en sevdiğim yazar… Beni sadece yüzeysel olarak tanıyorsun.” Koltuğa yaslanıp kafamı arkaya dayadım. “Neden öyle bakıyorsun?” “En sevdiğin rengi sen bile bilmiyorsun,” dedi Rast iç geçirerek. “Ruh haline, mevsimlere göre değişiyor. Bu yüzden tüm kıyafetlerin rengârenk. Hissettiğin gibi değil, hissettirmek istediğin kişi gibi giyiniyorsun. Rick Riordan en sevdiğin yazar olabilir. Fantastik evrenleri, sitcom izlemeyi ve animasyonları seviyorsun. Yemek yaparken daha önce izlediğin bölümleri açıp replikleri ezbere söylüyorsun.” Dudaklarım şaşkınlıkla aralanırken nutkum tutulmuştu. Bunların hepsini nasıl fark etmişti? Birlikte geçirdiğimiz zaman sonsuzluk gibi hissettirse de daha bir ay bile olmamıştı. “Kırmızı rujdan başka bir ruj kullanmıyorsun.” Kaşları hafifçe çatılmıştı. Düşünceli bir şekilde önüne bakıyordu. “Yemek yapmaktan çok, tatlı yapmayı seviyorsun. Çoğu yarışmada derecelerin tatlılar üzerine. Hayatından yakınmak yerine, her zaman iyi yanlarına odaklanıyorsun. Saçların kuruyana kadar hareket etmek zorunda hissediyorsun, ki bunu anlamam zor oldu.” “Rast.” Kızıl gözleri bana döndüğünde sertçe yutkundum. “Sen… tüm bunları nasıl…” “Seni izledim. Yemek yaparken, uyurken ve evin içinde gezinirken. Haftalarca seni izledim.”
Yasak elmadan bir ısırık almıştım ve lanet olasıca tadı çok güzeldi.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordum tereddüt etmeden. “Senin gibi bir insanla daha önce karşılaşmadığımı.” Kısa bir an duraksadı. “Ölümsüz bir ilah olduğunda yaşayabileceğin her şeyi yaşadığın yanılgısına düşebiliyorsun.” Dudakları hafifçe yukarı doğru kıvrıldı. Başparmağı, altdudağımda dolaştı. “Bir insan olsaydım, tek istediğim sen olurdun.” “Ama bir insan değilsin.” Boğazım kurumuştu. Tek istediği ben değildim. Rast kendi diyarına, Anara’ya geri dönmek istiyordu. Bu dünyaya ait değildi, bana ait değildi. “Bana sakın âşık olma, Jinava.” Kızıl gözlerinden bir karanlık geçti. Ellerim titrerken sadece yüzüme odaklandığı için şanslıydım. Kıkırdayarak, “Merak etme,” dedim zoraki bir alayla. “Sana âşık değilim, Rast.”
“Beni unutmayacaksın. Bana söz verdin. Ve ben de bunu sağlayacağıma söz veriyorum. Senin için unutulmaz olacağım ve… öldüğümde…Öldüğümde ve başka insanlarla karşılaştığında benzersiz olduğumu anlayacaksın.” “Bunun için ölmene gerek yok. "Eşsizsin.”