Işıl Limae

Işıl Limae
24 yaşında, zapt edilemeyen bir hayalperest. Basılı eserlerim: Oyunbaz, Düzenbaz, Cambaz, Tutkunun Tanrısı Eserlerimi incelemek için: bkmkitap.com/isil-limae-kita... Instagram: instagram.com/isillimaei
"Seni öpmemi istiyor musun?” diye sordu insanın kanına işleyen bir sesle. “Şimdi tükürükten nefret ettiğini falan mı söyleyeceksin?” dedim bakışlarımı gözlerine kaldırmadan. “Yazık olurdu.” “İnsan tadını sevmem.” Bir anlığına yüzünde hoşnutsuz bir ifade belirdi. “Benim tadımı denedikten sonra konuş.”
Reklam
“Sana onları unutturabilirim,” dedi yavaşça. “En azından bir geceliğine. İstediğin bu mu?” “Onları unutmak istemiyorum,” dedim hıçkırarak. “Onların beni unutmamasını istiyorum.” “O zaman bir şeyi açıklığa kavuşturalım,” dedi şeytan üzerime usulca eğilirken. Bir eli sırtımı, dövmemin geride bıraktığı izi buldu. “Ben seni unutmayacağım.” Gözlerimden daha çok gözyaşı düştüğünde nefeslerim hızlandı. “Ayrıca ben şeytan değilim.” Yüzümü çevirip dudaklarımı dudaklarına değdirdim. “Nesin sen?” diye fısıldadım dudaklarına doğru. “Tanrın,” dedi ışıldayan kızıl gözlerle. “Dualarını duyan tanrın.”
“Söylesene, şeytan. Çok mu çirkinim?” Kolumun tersini gözlerime bastırırken dudaklarım titredi. Parmakları bileğime dolandığında kolumu yüzümden çekmesine karşı koyamadım. Kızıl gözlerinden bir gölge geçti. Yüzüme yavaşça yaklaştı, gözyaşımı yumuşak bir öpücükle dudaklarına bulaştırdı. “Sen çok güzelsin,” diye fısıldadı yanağıma doğru. “Beni görmüyorlar.” “Yıldız gibi parlıyorsun,” dedi yavaşça. “Seni görmemek için kör olmaları gerekir.”
Elini yanağıma yaslayıp başparmağını gözümün altında dolaştırdı. “Günlerdir ağlamışa benziyorsun.” “Yatağın köşesine oturdum ve yıllar geçti.” Gözlerimin dolmasına engel olamadım. Kalkıp kendimi yatağın üstüne atıp gerindim. Karanlıktaki tek ışık kaynağı olan kızıl gözlerinin, çıplak karnımda dolaştığını görebiliyordum. Kanım uğulduyor, bakışları beni yakıp geçiyordu. “Belki ruhumu bir şeytana satarsam dikkatlerini çekebilirim,” dedim titreyen sesimle. Belki yıllar geçmiş olsa da geri dönerlerdi. “Söylesene, şeytan. Seninle işim bittiğinde bende bir değişiklik olacak mı?” Gözlerimi tekrar ona çevirdiğimde artık gülümsemediğini fark ettim. “İstediğinden daha çok iz bırakacağım. Bu kadarı yeterli olur mu?” “İzleri görmüyorlar,” dedim gözlerimden yaşlar akarken. Çoktan gitmişlerdi. “İstediğin kadar çığlık atabilirsin,” diye önerdi şeytan. “Mutlaka sesini duyup gelirler.” “Sesimi duymuyorlar.”
“Sen kimsin?” “Beni sen çağırdın,” dedi omuz silkerek. “Evde her şeyin yoluna girmesi için bir şeytana ihtiyacın olduğunu söyledin. Bunu hatırlamıyor musun?” “Sen şeytan mısın?” diye sordum insan bedenini incelerken. “Gözlerin… tuhaf. Beni yoldan çıkarmaya mı geldin?” “Bir şeytanı çağırdın. Yeterince yoldan çıkmış görünüyorsun.”
Reklam