Galiba Doğru
Nereden başlıyorduk; İlk önce seviyor muyduk, Yoksa ilk önce güveniyor muyduk?

R... Baronları ailesinin, sülalesinin ilk kuruldugu R...sitten adındaki satosu, Baltık Denizi kıyılarına yakın bir yerdedir. Bu yöre hasin ve ıssızdır; dipsiz kumlukların surasında burasında ancak bir parçacık ot görünür ve her yerde bu gibi soylu satolarını süslemesi gelenek olan bahçe yerine, satonun karaya bakan yanında, çıplak duvarların tam yanıbasında cılız, seyrek agaçlı bir çam ormanı baslar. Baharın renk renk süslerini asagı gören bu ormanda taze bir neseyle uyanan küçücük kusların cıvıldaması yerine kargaların tüyler ürpertici gaklamaları, fırtınayı müjdeleyen martıların kulakları tırmalayan çıglıkları duyulur. Buradan bir çeyrek saat ötede doga birdenbire degisir. Sanki bir büyünün etkisiyle olmusçasına insan kendini verimli topraklar, bereketli tarlalar ve çayırlar içinde bulur.Ben kitap'ı okurken sanki daha önce başka bir yazardan aynı konu temalı bir kitap daha okudum gibi oldum ama anımsayamadım.ana tema ve konular aynı idi ama çıkartamadım hatırlıyan olursa yazabilir...kitap gayet güzel bir solukta okunabilecek gayet akıcı bir dili var şimdiden iyiokumalar...

Burcu Bergen, Sahiden Hikâye'yi inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kemal Varol'un ilk hikaye kitabı... Yazar gibi yazar... O kadar güzel bir kitaptı ki bu, o kadar başarılı bağlanmış ki hikayeler... Okumayı seviyorum diyen bir insanın kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Doğu'da bir kasabada yıllar evvel yaşanan bir cinayet ile başlayıp kitabın ortalarına doğru o cinayeti unutup sonunda vurup gol atmış yazar... Kitabı konuyu anlatarak spoiler vermek istemiyorum çünkü bu kurmacayı yazar ile birlikte takip ederek nihayete erdirmenizi istiyorum. Okudukça sahiden hikaye diyorsunuz zaten.

Ezgiperest, Kendine Ait Bir Oda'yı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

İlk çeyreğinde inceleme yazmamak için kendimi zor tuttuğum ve muhtemelen bu durumu yaşatan ilk ve son kitap olması gerçeği.
Öncelikle yazarın feminizmi işleyişinin modern zamana kıyasladığınızda ne kadar üst düzeye taşıdığını görebiliyorsunuz. V.Woolf bu noktada, karşı cinsi direkt olarak suçlamadan bunu başarmış ve bizzat kaynaklardan ilerleyerek tarihin akışında bize aktarmıştır. Süslü elbiseler, belki park gezintileri ve ev gezmelerinde geçmesi gereken kadın hayatları... Kadınlar topluma açık yerlerde bir biblo gibi sadece kendine yakışanı yapmak zorunda.(Düşünmek,kafa yormak yok, hele şiir ve yazı yazmanız üstünüze vazife bile değil.) Makyaj masanızda muhtemelen sadece bir-iki satır yazabilirsiniz değil mi? Şimdi birde kalabalık bir ortamda roman yazdığınızı düşünün. Ve kadın gibi düşünme yeteneğiniz bilenmişken...
V. Woolf sizinle birlikte kitaplığın başına oturuyor hem okuyor hem de anlatmaya başlıyor...
Okuyun ve okutturun...

Rumeysa Demirel, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ve dünya, ilk cinayetini doğarken işleyen bir katile kollarını açtı.
O katilin adı Ediz Çağıran'dı.

Yabancı, Öznur Yıldırım (Sayfa 16)Yabancı, Öznur Yıldırım (Sayfa 16)
Pierre Riviére, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

...gülüncün temelinde daima en rahat yolu tutturup gitme eğilimi vardır ki genellikle bu
alışkanlığın yoludur. Bir defa bu yol tutturuldu mu artık mensubu olduğumuz topluma durmaksızın, tekrar tekrar uyum sağlamaya çalışmak gereği kalmaz. Hayata borçlu
olduğumuz dikkati gevşetiriz. Az çok dalgın birine benzeriz. Belki de söz konusu olan, zekâdan çok iradenin bir dalgınlığıdır. Ama yine de bir dalgınlıktır, sonuç olarak da
tembelliktir. Tıpkı az önce ele aldığımız durumlarda mantıktan uzaklaşıldığı gibi temayüllerden uzaklaşılır. Nihayet oyun oynayan birinin tavrı benimsenir. Burada da yine ilk tepkimiz tembelliğe çağrıyı kabul etmek şeklinde olur. Kısa bir süreliğine de olsa oyuna katılırız. Ve bu, bizdeki hayat yorgunluğunu dindirir.

Gülme, Henri Bergson (Sayfa 126 - İş Bankası Kültür Yayınları)Gülme, Henri Bergson (Sayfa 126 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Pierre Riviére, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

...sağduyu elbette neyin hatırlanacağını bilmek ama esas önemlisi, neyin unutulacağını bilmektir. Sağduyu sürekli ve tekrar tekrar intibak eden, mevzu değiştiğinde ona göre fikrini de değiştiren bir zihnin çabasıdır: Kendini tamı tamına nesnelerdeki değişkenliğe
göre ayarlayan bir zekânın devingenliğidir. Hayata yönelik dikkatimizin hareketli sürekliliğidir.

Şimdi de savaşa çıkan Don Quijote’ye bakalım. Romanlarda şövalyelerin yolları üzerinde dev düşmanlarla karşılaştığını okumuştur. Dolayısıyla ona bir dev gerekmektedir. Dev fikri zihninde yer etmiş ve orada hareketsiz, dışarı fırlayıp çıkmak ve bir vesileyle somutlaşmak için uygun anı kollamakta olan ayrıcalıklı bir hatıradır onun için. Bu hatıra maddileşmek ister ve bir nesneyle buluştuğu ilk anda, bu isterse
biçimsel olarak deve hiç benzemeyen bir şey olsun, bir dev biçimi kazanacaktır. Demek ki bizim yel değirmeni gördüğümüz yerde Don Quijote devler görecektir. Bu gülünçtür ve de saçmadır. Fakat sıradan bir saçmalık mıdır?

Sağduyunun çok özel şekilde tersine dönüşü olan bir saçmadır bu. Düşüncelerini şeylere göre değil de şeyleri sahip olduğumuz düşüncelere göre biçimlendirmeye kalkışmaktır. Gördüğümüzü düşünmektense, karşımızda düşündüğümüz şeyi görmektir. Sağduyu tüm hatıraları yerli yerinde bırakmamızı talep eder, böylece uygun düşen hatıra, her seferinde hâlihazırdaki durumun çağrısına karşılık verecek ve onu sadece yorumlamaya hizmet edecektir. Don Quijote’de ise tersine, diğerleri üzerinde hâkimiyet kurmuş bir dizi hatıra vardır ve bunlar karakteri de ele geçirmiştir. Dolayısıyla artık realite, hayalgücünün önünde eğilecektir; tek işlevi de hayalgücüne gerekli malzemeyi sağlamak olacaktır. Yanılsama bir defa biçim kazandığında Don Quijote onu hem de oldukça mantıklı biçimde tüm sonuçlarıyla birlikte geliştirecek, rüyasında gezinen bir uyurgezerin emniyeti ve şaşmazlığı içinde hareket edecektir. İşte yanılgının kaynağı olan ve abesliğin ardında yatan özel mantık budur.

Gülme, Henri Bergson (Sayfa 118 - İş Bankası Kültür Yayınları)Gülme, Henri Bergson (Sayfa 118 - İş Bankası Kültür Yayınları)