Gündem Bekleyenlere Gelsin :)
Bugünün Gündemi/27.06.2026 (Tamamen Bilim Dışı) KOÇ: Acele etmek yerine bir an durup düşününce doğru kapının aslında hep açık olduğunu fark ettin. BOĞA: İçine attığın bir cümleyi söyleyince sandığından daha çok rahatladın. İKİZLER: Bugün vereceğin küçük bir karar önümüzdeki günleri beklediğinden fazla etkileyecek. YENGEÇ: Geçmişten gelen bir konunun artık seni eskisi kadar yormadığını fark edeceksin. ASLAN: Beklediğin ilgiyi aramak yerine kendi ışığını gösterdiğinde herkes seni fark edecek. BAŞAK: Her detayı kontrol etmeye çalışmadığında işler daha kolay ilerleyecek. TERAZİ: Bugün birine gösterdiğin anlayış sana beklenmedik bir güzellik olarak geri dönebilir. AKREP: İç sesin sana uzun zamandır aynı şeyi söylüyor. Bugün onu görmezden gelmek zor olacak. YAY: Plansız gelişen bir buluşma ya da konuşma gününün en güzel anı olabilir. OĞLAK: Her yükü tek başına taşımak zorunda olmadığını hatırlatan biri çıkabilir. KOVA: Farklı düşündüğün için eleştirilebilirsin ama günün sonunda haklı çıkan sen olacaksın. BALIK: Sezgilerin bugün oldukça güçlü. İlk hissettiğin şey büyük ihtimalle seni doğru yere götürecek.
1000Kitap
Kaygılar içindeyim, Beni aşıyor her biri, Ve ilk kez bu kadar Düşünceli..
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İşte senin üslubuna uygun, duygusal ve etkileyici bir metin: Onlar benim içimdeki maviyi hiç görmediler. Herkes yüzüme baktı. Kimisi gülüşümü gördü, kimisi sessizliğimi. Ama hiçbiri içimde taşıdığım maviyi göremedi. Oysa ben, kalbimin en derin yerinde hep bir gökyüzü sakladım. Kırıldığımda bile umudumu maviye emanet ettim. Yalnız kaldığımda gökyüzüne baktım. Canım yandığında denizin sesine sığındım. Çünkü ben, mavinin insana iyi geldiğine inananlardan oldum. Onlar ise sadece sustuğumu sandılar. Oysa ben susmadım. Acılarımı maviliklere anlattım. Gözyaşlarımı gecenin lacivertine bıraktım. Dualarımı sabahın ilk mavisine emanet ettim.
saf olana duyulan çılgın bir tutku bu kuğu sürülerine duyduğum özlem yüreğime eldiven gibi geçen bir şey eskiden önemsediğim ne varsa şiirim, dostlarım hatta gururum hepsi iskambil kağıtları gibi yıkılıyor ve belki de ben ilk kez âşık oluyorum.
Alıntı
Şiirimin adı: Enflasyon
Enflasyonla söz kestik, krizle nişan, Sevdalar bu sezon düştü ofsayta! Romantizm dediğin lüks bir heyecan, VAR’dan da döndü aşk, düdük aleyhte. ​İlk buluşma dersen büyük yatırım, İki kahve içsek sarsılır bütçe. Tektaşı geçtim ben, çeyrek ne hacet, Kuyumcu vitrini konuşur Çince! ​Kürsüden diyorlar: "Evlenin çabuk!" "Üç çocuk yapın ki dolsun bu hane!" Hesaplar ekside, cüzdanlar yamuk, Bebek bezi görmek tam bir efsane. ​Şimşek gibi çarpar rasyonel zemin, Kredi kartının eksi limiti. Maaş yattığı gün bozulur yemin, Aşk karın doyurmaz, ye şimdi simit! ​Sor şimdi bu devrin dertli kuluna, Aşk onun neyine, sevda neyine? Kira artışına kafa yorarken, Gönül düşer mi hiç düğün derdine? F.A.
1000Kitap
Elveda İlyas…
Bazı ustalar vardır sinemada; oynadıkları filmler zamanın tozuna karışır, hikâyeler unutulur, diyaloglar silinir. Ama onların yüzleri kalır. Bir bakış, bir susuş, bir sigara tutuşu, bir omuz düşüklüğü… Yıllar geçse de hafızanın en tenha köşesinde yaşamaya devam eder. Kadir İnanır, işte o büyük oyunculardan biriydi. Onun bakışları, çoğu zaman bir senaryodan daha derindi. Uzundu o bakışlar; bazen çaresiz, bazen isyanla dolu, bazen de hiçbir sözün anlatamayacağı kadar yorgun… Konuşmadan anlatmanın, susarak insanın içine işlemenin ustasıydı. Parmaklarının arasındaki sigarayı tutuşunda bile hayatın bütün yorgunluğu hissedilirdi. Çünkü o, yalnızca karakterleri oynamadı; onların kaderlerini yüzünde taşıdı. Bugün dönüp Türk sinemasının hafızasına kazınmış en büyük filmlerinden biri olan Selvi Boylum Al Yazmalıma baktığımızda, artık yalnızca bir aşk hikâyesi görmüyoruz. O film, zamanla büyüyen, insanın yaşı ilerledikçe anlamı değişen bir hayat meseline dönüşüyor. Çocukken, Asya’nın İlyas’ı seçmesini istemiştim. Çünkü çocukluk, aşkı her şeyin üzerinde sanır. Sevmek yeter zanneder. Kalbin attığı yerde bütün yolların birleşeceğine inanır. Ama insan büyüyor. Ve bir gün, Asya’nın neden Cemşit’i seçtiğini anlıyor. Çünkü hayat, yalnızca sevdayla kurulmuyor. İlyas, bana göre Türk sinemasının en büyük erkek karakterlerinden biridir. Çünkü kusursuz değildir. Kahraman değildir. Güçlü görünmesine rağmen kırılgandır; fevridir, bencildir, kaybetmeye yatkındır. Yanlış yapar, pişman olur, yeniden sever, yeniden kaybeder. Tam da bu yüzden gerçektir. Belki de onu unutulmaz kılan şey budur: İnsan oluşu. Film boyunca sevdiği kadını kaybetmemek için çırpınır. Fakat finalde, insanın ömrü boyunca öğrenmekten kaçtığı o hakikati ilk kez görür: Aşk her şey değildir ve Aşk, bazen