Semavî Yolculuk Motifi: Miraç, İlahi Komedya ve Ardavirâfnâme
İnsanlığın dinî ve edebî mirasında göğe yükseliş, öte dünyayı görme ve ilahî hakikati tecrübe etme teması dikkat çekici bir süreklilik gösterir. Farklı dinî geleneklere ait metinlerde karşımıza çıkan bu motif, yalnızca metafizik bir anlatı değil; aynı zamanda ahlâk, inanç ve insanın varoluş gayesi üzerine kurulan büyük bir öğretidir. İslam geleneğinde Miraç, Hristiyan edebiyatında Dante’nin İlahi Komedya’sı, Zerdüşt geleneğinde ise Ardavirâfnâme bu semavî yolculuk anlatısının en güçlü örnekleri arasında yer alır. Her üç metin de farklı teolojik bağlamlarda ortaya çıkmış olsa da, insanın ilahi düzeni kavrama ve ahiret hakikatini görme arzusu etrafında ortak bir anlatı yapısı kurar. İslam Geleneğinde Miraç: Peygamber’in Semavî Yükselişi İslam inancında Miraç, Hz. Muhammed’in yaşadığı kutsal gece yolculuğunun semavî boyutunu ifade eder. Bu yolculuk, Kur’an’da işaret edilen İsrâ hadisesiyle başlar: Peygamber’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesi. Ardından gelen kısım ise Miraç, yani göklere yükseliştir. Rivayetlere göre yolculuktan önce Hz. Muhammed’in kalbi zemzem suyu ile yıkanarak ruhani bir arınma gerçekleştirilir. Bu hazırlığın ardından Peygamber, Cebrâil’in rehberliğinde gök katlarını aşan bir yolculuğa çıkar. Semanın her katında insanlık tarihinin büyük peygamberleriyle karşılaşır: ilk katta Hz. Âdem, ardından Hz. Yahyâ ve Hz. İsa, sonra Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve nihayet Hz. İbrahim. Bu yükselişin zirvesinde Peygamber, yaratılmışların bilgisinin ulaşabileceği son sınır olarak kabul edilen Sidretü’l-müntehâ’ya ulaşır. Buradan sonra Cebrâil’in dahi geçemediği ilahî sınırı aşarak Arş-ı âlâ’ya varır ve Allah’ın huzuruna kabul edilir. Bu semavî yolculuk yalnızca bir mucize değil, aynı zamanda İslam ibadet düzeninin temelini oluşturan
Kavram Atlası
DOlunay Yazıları | Türkçeyi Teganni Edenler/Ettirenler
Altı yıl kadar önce Beşir Ayvazoğlu’nu, hiçbir kitabını okumadan bir söyleşide dinlemek nasip oldu. Ayvazoğlu’ndan önce sahnede, Kemal Sayar ve Erol Göka varlardı. Sahne sürelerini biraz aşmalarından kaynaklı olarak Beşir Ayvazoğlu için ayrılan süre kısalmıştı. O kısa süre zarfında aklımda kalan cümlelerden birisiydi: “Bu kitabı hiç beğenmedim.” Okurken beni adeta farklı bir ruh haline büründüren, okuduktan sonra da üzerine keyifle yazdığım, okuduklarımın peşine düşünce gördüklerimle gönlümde ayrı bir yeri olan ‘Huzur’ için Beşir Ayvazoğlu’ndan işittiğim farklıydı. Tabii ki bu sözü Huzur’u ilk okuyuşundan sonra kitabın arkasına yazdığını ve tekrar okumasının ardından bir not daha düştüğünü belirtmişti. Kitabın kendisine ikinci okumasında açıldığından haber veriyordu bize. Huzur için, Tanpınar’ın da öğrencisi olan Mehmet Kaplan’ın ‘Türk edebiyatının ihtişamı’ ifadesini duymuşsunuzdur. Ziyadesiyle güçlü olan bu iftihara sahip olmasını Kaplan’ın hocasına imtiyazı olarak göremeyiz. Bakmayın siz günümüzdeki yılın romanlarını, eserlerini seçenlere. Okuyan her kimsenin de eminim ki bir tarafa meylinin olacağı, alelâde bir roman diyemeyeceği bir kitap olarak Huzur; Ayvazoğlu’nun da içine işlemiştir. Ayvazoğlu’nun da Huzur gibi bir eser vermek gayesiyle romanlar kaleme aldığından da adım gibi eminim. İlk aklıma gelen ve kendisinden de ikinci okuduğum kitap olan Bozgunda Fetih Rüyası kitabıyla anlattığı Yahya Kemal, Huzur’da da İhsan karakteriyle karşımızda. Muhtemelen diğer biyografik romanlarında da tahmin edebileceğimiz o güzel anlatımın, zamanı yakalayan anlatım biçimlerinin fevkalade bir örneği de Ateş Denizi’dir. Ateş Denizi’ni okurken dehşete düştüm dersem mübalağaya kaçmayacağımdan emin olabilirsiniz. Adeta günümüzde yazılan bir Huzur romanıydı. Okumak için her anı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaş Otuzbeş
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Dante gibi ortasındayız ömrün" diyerek atıfta bulunduğu Dante Alighieri İtalyan bir şairdir. Henüz dokuz yaşındayken babası ile beraber katıldığı bir davette kendisi de sekiz yaşında olan Beatrice ile karşılaşır ve ona çocukça bir sevgiyle bağlanır. Daha sonraki karşılaşmalarında bu sevgi platonik bir aşka dönüşür. Ancak Dante bunu bir türlü açıklayamaz. Tüm bunlardan habersiz olan Beatrice 1288 yılında zengin bir şövalye ile evlenir ve 1290 yılında hayata gözlerini yumar. Dante’nin kalbinde silinmez bir iz bırakan Beatrice’in ölümü üzerine Dante’nin platonik aşkı mistik ve ilâhi bir aşka dönüşmüş ve Beatrice, Dante’nin kalbinde ölmezliğe erişmiştir. Beatrice öldüğünde sevgilisinin adını ölümsüzleştirecek bir eser yazmayı düşünen Dante kendini okumaya vermiştir.  Ve 1300 yılında, yani Dante otuz beş yaşında iken Beatrice eşliğinde ilahi bir yolculuğa çıktığını, bu yolculukta sırasıyla Cehennem, Âraf ve Cenneti gezdiğini varsayarak İlahi Komedyayı yazmaya başlar. İlk mısrası “Hayat yolumuzun yarısında kendimi karanlık bir ormanda buldum” diye başlar. Dante burada Mezmurlar’ın bir ayetine atıfta bulunmaktadır. Mezmurlar 90 / 10 da “Yıllarımızın günleri yetmiş yıldır” (Kitabı Mukaddes sayfa 595) mısrasına ithafen otuz beş yaşında ilahi yolculuğa çıktığını düşünen Dante “Hayat yolumuzun yarısında” ifadesini kullanır.  İşte Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü Otuz Beş Yaş şiirindeki “Dante gibi ortasındayız ömrün” mısrası Dante’nin İlahi Komedyasındaki başlangıç mısrasına yapılmış bir atıftır.
Şiir
Mayıs 2020 Mayıs ayı karantina günlerinden dolayı okumak için gayet verimli bir ay oldu ve 16 kitap okuyarak ayı tamamladım. Engin Gençtan-İnsan Olmak: Değerlendirmelere bir başyapıtla başlamak istedim. Hocanın tecrübeleri ve egitimi sonucunda çizdiği insan portreleri, satırlarda kah kendinizi bulacaksınız, kah çevrenizdeki insanları. Ahmet Ümit-Kulka: Susurluk sonrası devletin istikbarat birimleri üzerine kurulan polisiye romanda 70-80lerin fikir akımlarının etkisini göreceksiniz. Ahmet Ümit-Aşkımız Eski Bir Roman: içerisinde Nevzat komserle tanışıp 3 tane cinayet serüvenini akıcı şekilde yaşayabilirsin. Sabahattin Ali-Kuyucaklı Yusuf: Annesi ve babası gözleri önünde katledilmiş Yusuf'un insanlardan uzaklaşıp sadece bir adama sevgisi ve bir kadına aşkı üzerine kurulmuş romanda, toplumun insanlar üzerindeki etkisi v.b bir çok mesaj bulacaksınız. Sabahattin Ali-Sırça Köşk/Degirmen: Sebaattin Ali'nin akıcı ve sürükleyici dilinde birbirinden güzel hikayeleri okuyacak kah Osmanlı'nın son döneminde olacaksınız, kah gerçek aşkı göreceksiniz. Dostoyevski-Suç ve Ceza: Cinayete bulaşan bir insanın cinayeti işlemeden ve işledikten sonraki ruh halini vicdan muhasebesini ve çevreyle ilişkilerini bulacağınız bir baş yapıt. Dostoyevski-İnsancıklar:Yetim bir kız ve ona sahip cıkmak isteyen uzaktan akrabasının mektuplarından oluşan bir kitap. Herkes katiline bir gün teslim olur mu? Cengiz Aytmatov-Beyaz Gemi: Tek sevdigi dedesi ve tek arkadaşı maddeler olan bir çoçuğa arkadaşlık etmek ister misiniz? Anthony Burgess-Otomatik Portakal: 15 yaşındaki Alex ve çetesini tanıyacaksınız. Alex'in nasıl otomatik portakal olduğunu göreceksiniz. Maksim Gorki-Benim Üniversitelerim: Eğitim için çıkılan yolda en büyük egitici hayatı yaşamak. Ziya Gökalp-Türkçülüğün Esasları: Cumhuriyetin kurucu fikri
Dante gibi ortasındayız ömrün.. Cahit Sıtkı Tarancı
Dante Alighieri, 1265 yılında Floransa’da doğmuş bir İtalyan Şairdir. 1274 yılında, yani Dante dokuz yaşında iken bir komşularının verdiği davete babası ile birlikte giderler, orada komşularının sekiz yaşındaki kızı Beatrice’i görür ve ona çocukça bir sevgiyle bağlanır. İkinci defa karşılaştıklarında ise Dante onsekiz Beatrice ise onyedi yaşında birer genç olmuşlardır. Dante’nin Beatrice’e duyduğu çocukça sevgi bu ikinci karşılaşmadan sonra platonik bir aşka dönüşecek ve ömrünün sonuna kadar devam edecektir. Dante bu duygusunu kimseye açmıyor, hatta sevdiğine bile söylemiyordu. Bu karşılıksız aşktan habersiz olan Beatrice 1288 yılında zengin bir şövalye ile evlendi ve evlendikten iki sene sonra 1290 yılında hayata gözlerini yumdu.  Dante’nin kalbinde silinmez bir iz bırakan Beatrice’in ölümü üzerine Dante’nin platonik aşkı mistik ve ilâhi bir aşka dönüşmüş ve Beatrice, Dante’nin kalbinde ölmezliğe erişmişti. Beatrice öldüğünde sevgilisinin adını ölümsüzleştirecek bir eser yazmayı düşünen Dante kendini okumaya vermişti.  Ve 1300 yılında, yani Dante otuz beş yaşında iken Beatrice eşliğinde ilahi bir yolculuğa çıktığını, bu yolculukta sırasıyla Cehennem, Âraf ve Cenneti gezdiğini varsayarak İlahi Komedyayı yazmaya başlar. İlk mısrası “Hayat yolumuzun yarısında kendimi karanlık bir ormanda buldum” diye başlar. Dante burada Mezmurlar’ın bir ayetine atıfta bulunmaktadır. Mezmurlar 90 / 10 da “Yıllarımızın günleri yetmiş yıldır” (Kitabı Mukaddes sayfa 595) mısrasına ithafen otuz beş yaşında ilahi yolculuğa çıktığını düşünen Dante “Hayat yolumuzun yarısında” ifadesini kullanır. İşte Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü Otuz Beş Yaş şiirindeki “Dante gibi ortasındayız ömrün” mısrası Dante’nin İlahi Komedyasındaki başlangıç mısrasına yapılmış bir