DANTE'NİN CEHENNEMÎ SEFAHATİ...
(...) Gençliğinde sürekli kitab okuduğu söylenir Dante’nin. Nerdeyse kör olacak kadar… Zamanının ilim ve sanat adamlarıyla kurduğu dostluklar yoluyla çok şey öğrenmiştir. Bir soyluya yaraşır şekilde, cemiyet arasında hızla yükselmektedir. Genç yaşta Floransa’nın tanınmış isimlerinden biri olur çıkar. Oysa bu hızlı yükselişin, ruhundan hangi faziletleri söküp aldığının şimdilik habersizidir. İlk darbe, Beatrice bir başkasıyla evlendiğinde gelir gibi olursa da, hızlı yükselişin sarhoşluğu içinde beklenen etkiyi yapmaz. Ama bundan iki yıl sonra, daha 24 yaşında, Beatrice beklenmedik şekilde ölüverince, Dante kendinden kaçacak yer bulamaz. “Beatrice’nin ölmesi, Dante için büyük bir darbe oldu. Bugün düşünüyoruz da, kaderin böyle tecellî etmiş olması, netice bakımından dünya edebiyatı için hayırlı olmuştur diyoruz. Çünkü Beatrice, Dante’nin kalbinde ve hayâlinde silinmez bir iz bırakarak, 24 yaşının taraveti içinde ölmekle, yılların yıpratıcı, bozucu, çirkinleştirici tesirlerinden kurtulmuştur.” Böyle diyor bir edebiyatçımız… “Beatrice, Dante’nin hayalinde, 24 ayar altun gibi saf bir hâlde kalmıştır ve İlâhî Komedya bu hayâlden doğmuştur” diyor; kendisi gibi düşünen Batılı edebiyat tarihçilerini takib ederek… __Dante, aşkı bu ölümle tanımış olmalı. Bundan önce aşkı “tatlı bir hayâl” sanan, onun İlâhî yüzünü görmeyen, görse de anlamayan kahramanımız, onun birdenbire ne kadar acımasız, ne kadar cehennem olabileceğini hissetmiş ve “cinnete benzer bir sefahat” içine sürüklenmiştir. Beyzadeliğin kibrini unutup, her türlü rezaletin bataklığına gömülmüştür. Defalarca uçurumun kenarına gelip gelip dönmüş, dönüp dönüp yeniden gelmiştir. Bu sırada yanında, bir süre sonra sürgüne göndereceği yegâne dostu Guido Cavalcanti bulunuyordu; ve o uçurumun kenarına her geldiğinde,
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 8, Ekim 1997) DANTE'NİN YOLCULUĞU -I-, (31 Ekim 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.)
Akademya Yazıları
DANTE ve BATI'NIN EZELÎ HASTALIĞI...
(...) Dante uçurumun kenarından nasıl geriye döndü ve muhalif esen rüzgârı yırta yırta artık rüzgârın esmediği bir selâmete nasıl ulaştı? Amerikalı yazar Daniel J. Boorstin’e bakarsak, Romalı filozof Boethius gibi… Hani Boethius bir kuleye hapsolunmuş ve o kulenin karanlığının en koyu ânında ona Philosophiae adında yerle gök arası bir kadın görünmüştü; ve filozof, bu kadından aldığı ilhâmla “Felsefenin Tesellisi”ni yazmıştı. Dante de “Karanlıklar Ormanı”nın en karanlık deminde böyle bir tecelliye ermiş ve İlâhî Komedya’dan önce kaleme aldığı “Yeni Hayat-Vita Nuovo” adlı eserinin sonunda, kendisine İlâhî Komedya’yı yazdıracak olan sözkonusu tecelliden şöyle bahsetmişti: “Göz kamaştırıcı bir hayal göründü bana ve öyle şeyler gördüm ki, onu lâyıkıyla anana dek artık bu kutlu kişiden söz etmemeye karar verdim. Eğer her şeye can veren Allah öyle arzu eder ve birkaç yıl daha yaşarsam, onun hakkında hiçbir kadın için yazılmamış şeyler yazmak istiyorum.” Bu kadın, Dante’nin ilk aşkı, henüz çocukluk çağında tanıyıp gönül verdiği Beatrice’den başkası değildi. Beatrice, Dante’nin çocukluğundan bu yana ruhunda gizli gizli büyüyen ve siyasî hayatının onu sapladığı Karanlıklar Ormanı’nın en kuytu köşesinde birdenbire karşısına çıkıveren öz şairliğiydi. Dante onu ilk defa 9 yaşındayken farketmişti. O zamanki duygularıyla onu şöyle tarif etmişti: “Aklımdaki muhteşem hanımefendi gözlerime ilk defa göründü… En soylu renk olan kırmızıdan elbiseler içinde, küçük yaşına pek uygun biçimde süslenip püslenmişti… O sanki bir fâninin kızı değil, bir ilâhın kızı gibiydi!” Batı’nın ezelî hastalığı “İlâhî” ve “insanî” çatışmasını bu en saf duygular içinde dahi görüyoruz…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 8, Ekim 1997) DANTE'NİN YOLCULUĞU -I-, (31 Ekim 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.)
Akademya Yazıları
Reklam
İlk Aşkı: Beatrice
Şairin çocukluk ve ilk gençlik yılları üzerine bildiklerimizin eksikliği saklanamaz.
Sayfa 12·Kitabı okudu
1000Kitap
Soylu aşkta, II. ve III. yüzyılların Gnostiklerinden beri ilk kez, Kadının manevi saygınlığı ve dinsel değeri yüceltiliyordu. Birçok bilgine göre, Provence trubadurları kadını ve onun uyandırdığı manevi aşkı ululayan İspanya'daki Arap şiirinden etkilenmişlerdi. Ama XII. yüzyılda yeniden keşfedilen ve güncelleştirilen Kelt, Gnostik ve Doğulu unsurları da hesaba katmak gerekir. Diğer yandan Meryem Ana tapımı -o da aynı dönemde egemendir- kadını dolaylı yoldan kutsuyordu. Yüz yıl sonra Dante (1265-1321) daha da ileri gidecektir: Henüz ergenliğinde tanıdığı ve sonra Floransalı bir senyörün karısı olarak karşılaştığı Beatrice'i tanrılaştırır. Beatrice'in meleklerden ve azizlerden üstün olduğunu, günahtan bağışık olduğunu, neredeyse Bakire Meryem'le kıyaslanabileceğini açıklar. Beatrice, (Dante'nin temsil ettiği) insanlıkla Tanrı arasında yeni bir şefaatçi olur. Beatrice yeryüzü cennetinde boy göstermeye hazır hale geldiğinde, birisi haykırır: "Veni sponsa del Libano" (gel sevgilim Lübnan'dan Araf, XXX, 11); bu, Tevrat'taki Neşideler Neşidesi'nin Kilise tarafından da benimsenen, ama yalnızca Meryem Anaya veya Kiliseye hitaben söylenen meşhur bölümüdür (4:8). Başka bir yerde (Araf, XXXIII, 10 vd), Beatrice, İsa Mesih'in sözlerini kendisine uyarlar: "Kısa süre sonra beni artık görmeyeceksiniz; yine kısa süre sonra beni göreceksiniz" (Yuhanna, 16:16). Bir kadının tanrılaştırılması hakkında bu kadar parlak başka bir örnek bilinmemektedir. Beatrice tabii ki teolojisi, yani Selamet sırrını temsil ediyordu.
Charlemagne’dan Fiore’li Gioachino’ya Batı Katolikliği·Kitabı okudu
İlk aşkı : Beatrice
Laura'sız bir Petrarca'yı, Fiammetta'sız bir Boccaccio'yu dünürüz de Beatrice'siz bir Dante'yi düşünmek aklımızdan bile geçmez.
Sayfa 12 - Altın Kitaplar | 19.Baskı 2022·Kitabı okudu
Edebiyat
Şairin çocukluk ve ilk gençlik yılları üzerinde bildiklerimizin eksikliği saklanamaz. Tam ve kesin olarak bilinen bir şey varsa o da Dante'nin Dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük olan Beatrice adında bir kıza aşık olmasıdır. 2 kez karşılaştıklarında Dante onsekiz, Beatrice onyedi yaşlarında iki gençtiler. Güneşli bir bahar günü başlayan Dante'nin aşkı, bu ikinci karşılaşmadan sonra artacak hayata gözlerinin kapayacağı ana dek bütün varlığını kaplayarak gölgelenip eksilmeden sürüp gidecektir.
Sayfa 12 - Altın kitaplar 20 basım·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam