"Görür gibi olduğunuz bir ülkede, kımıldamadan dolaşırsınız, düşünceniz düşlerle sarmaş dolaş olup ayrıntılar üzerinde oyalanır ya da serüven boyunca koşar durur. Roman kahramanlarına karışırsınız; onların giysilerini siz giymişsinizdir sanki."
Kendi yaşamına gelince, penceresi kuzeye bakan bir çatı katı gibi soğuktu, sıkıntı denen sessiz örümcek de karanlıkta yüreğinin dört bir köşesine ağlar örüyordu.
Bütün bunları birine anlatmak isterdi belki. Ama bulutlar gibi görünüm değiştiren, yel gibi dönen bu kavranılmaz, tutulmaz huzursuzluğu nasıl anlatmalıydı? Gerekli sözleri bulamıyordu, gerekli fırsattan, ataklıktan da yoksundu.