" Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız."
Yazarı uzun süreden beri takip ediyorum. Okuduğum ilk kitabı bu oldu. Keşke daha önce okusaydım dedirtti de.
Hani kitabın ilk girişinde Ethem için "Onu yazarken sıkıntısını, yalnızlığını, el yordamını o kadar derinden hissettim ki, bu kitabı Ethem'e ithaf ediyorum" demiş ya gerçekten bu hissiyatını kalemiyle okuyucuya da geçirmiş.
Sonlara doğru öyle bir hissederek yazmış ki Ethem'i gerçek hayatta tanıyorum gibiydi sanki.
Ne demişti Ethem:
"Nasıl anlatsam, havada gibiydim hep. Bastığım bir toprak, tutunduğum bir dal, yaslandığım bir duvar yoktu. Anneme yaslanmaya çalışıyordum, babama değil, inadına anneme yaslanmaya çalışıyordum. Ona tutunamayınca hiçbir yere sığmıyordum. Yersiz yurtsuz yaşadım ömrüm boyunca. Kendim tutunamayınca kimsenin bana tutunmasına da izin veremedim. Olmadı. Ben de, Nurten de, çocuklarım da savrulduk aynı evin içinde. Birbirimize tutunamadık, çarpıştık sadece, değdik ve uzaklaştık."
Ethem için annesiz olmak yersiz yurtsuz olmaktı.
Ama tüm gerçekleri öğrenince de yerini yurdunu karısında, ailesinde bulmuştu.
Ne yalan söyleyeyim diğerlerini bilmem ama Ethem sonunda huzuru buldu ya sanki gerçekmiş gibi ben de huzurla bitirdim kitabı. :)