"Zavallı Türk kadını için ev içinde bedenini çalıştırmaya iki büyük vesile vardır. Ya ortalığı süpürmek adı altında hasır süpürgeyi alıp iki katlı evin tüm mikroplu tozlarını yutmak yahut çamaşır yıkamak adına leğen başında akşama kadar bütün ailenin kirlerini, pisliklerini sıcak su içinde oluşan zehirli buharları solumak... İşte bizim en büyük egzersizimiz, sporumuz bundan ibaret...
Kadına, şeriatın çizdiği sınırın ötesine geçecek derecede birçok emirlerde bulunuyorsunuz. Çaresiz kadın her dediğinizi kabul ediyor. Her sözünüze eyvallah diyor. Şu suretle yetiştirdiğiniz kadını şimdi ne hakla beğenmiyorsunuz?
Kadınlar aleyhindeki makalelerinizde haklı noktalar var. Fakat incelemeye muhtaç ve reddedilmesi gerekli yönler de pek çok...İşte ben size bunlardan bahsetmek niyetindeydim. Lakin siz 'selamün aleyküm' der demez sevda vadisine saptınız. Çünkü nazarınızda kadın ancak o yolla konuşulmaya değer bir canlıdır. Önemi bundan ibarettir. Genel kabul ettiğiniz bu kuralda da hiç olmazsa bir sevinç göstermek isterim. Bir kadın ne kadar güzel olursa olsun, onun sahibi olan erkek tatmin olduktan sonra çarçabuk dışarıda çöplenmeye başlar. Yağma yok, gözüm! İşte ben kendi cinsimi savunmak için bu tehlikeli noktada bir düşünce geliştirme amacını bırakmayacağım. Nasıl, bir kadından düşünceniz dışında faydalanmak mümkünmüş, değil mi? Bütün kadınlar benim gibi düşünselerdi erkekleri çabuk yola getirirdik. Sizi böyle şımartan, Havva kızlarının cahilliği, zayıflığıdır. İşte bu şartlarda sizinle dost olabilirim. İşinize geliyor mu?"