İlkinTnc

- Burayı nereye bağlayacaksın, inan merak ediyorum. - Devam ediyorum, birazdan anlayacaksın. Şimdi de bunun tersini düşünelim. Film ekranının bir yanından girip, yürüyerek ekranın diğer tarafından çıkan bir adam düşün. Adam, sahnenin hızlandırılmış hâlinden daha hızlı yürür. Sahne birkaç kat hızlandırdığında ise adamın ekrana girmesiyle çıkması bir anda olur. Bu sahnenin her bittiğinde ara verilmeksizin tekrar baştan oynatıldığını farz et. Yani adam ekrandan her çıktığında tekrar baştan ekrana giriş yapacak. Şimdi, eğer bu sahnenin yüz milyon kat hızlandırılmış hâlini izlersen ekranda adama dair hiçbir şey göremezsin. Sadece sahnenin arka planında duran sabit nesneleri görebilirsin ekranda. Demek istediğim Tanrı'nın iradesi, yarattıklarının duymalarını ve görmelerini belli frekanslar aralığında mümkün kıldı. Teknolojiyle bile bu frekansların ancak belirli bir oranda altına ve üstüne çıkabilen insanoğlunun, Tanrı'yı bu frekanslarda görebilmesi imkânsızdır. İşte, Tanrı'yı göremeyişimizin asıl sebebi onun kainattaki varlığının hesaplanamaz bir şiddette veya frekans aralığında olmasından kaynaklanıyor. Aslında bu soru, çoğu ateistin kolaycı davranarak cevabını kesin bildiklerini sandıkları için kendilerinden emin hir hâlde sorabildikleri en kolay ve en basit sorudur. "Tanrı her yerde ise neden onu göremiyoruz?>>
Sayfa 82·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
-Tanrı gördüğümüz rüyalar gibi soyut bir varlık değildir. 0 sadece bir şey değildir, her şeydir ve her yerdedir. Onun şeklini bilemeyeceğimiz gibi bize yaşattıklarında neyi amaçladığını da bilemeyiz. Ama şundan eminim, o yarattığı kulları için her zaman en iyisini ister.
Sayfa 81·Kitabı okudu
İnsanın hayret ve hayranlık duygularını yok etmeyi bekleyen en büyük tehlike ülfettir, alışkanlıktır. Alışkanlıkla bakmaktır. Diğer tehlike de gaflettir. Gaflet, hissizlikle bakmak, etkilenmeyiş, dikkatini verememektir.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
İnsan, hayreti kadar insandır. Tefekkürü kadar insandır. Şahitliği kadar insandır. Takdir gücü kadar insandır. İnsan, Cenâb-ı Hakk'ın yaratımlarını hangi seviyede takdir edebiliyorsa o kadar yüksek bir mertebededir. İnsan, Cenâb-ı Hakk'ın sanatları karşısında etkilendiği, onların kıymetlerini takdir edebildiği kadar yükselebilir. Bu görevine kayıtsız kaldığı nispette aşağı düşer.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Blaise Pascal adında bir fizikçinin ateizme karşı ortaya koyduğu ve Pascal's Wager olarak anılan kural: "Ben yaratıcıya inanırım. Eğer yoksa ona inanmakla hiçbir şey kaybetmem, ama varsa inanmamakla çok şey kaybederim." (ç.n)
Sayfa 139·Kitabı okudu