- Burayı nereye bağlayacaksın, inan merak ediyorum.
- Devam ediyorum, birazdan anlayacaksın. Şimdi de bunun tersini düşünelim. Film ekranının bir yanından girip, yürüyerek ekranın diğer tarafından çıkan bir adam düşün. Adam, sahnenin hızlandırılmış hâlinden daha hızlı yürür. Sahne birkaç kat hızlandırdığında ise adamın ekrana girmesiyle çıkması bir anda olur.
Bu sahnenin her bittiğinde ara verilmeksizin tekrar baştan oynatıldığını farz et. Yani adam ekrandan her çıktığında tekrar baştan ekrana giriş yapacak. Şimdi, eğer bu sahnenin yüz milyon kat hızlandırılmış hâlini izlersen ekranda adama dair hiçbir şey göremezsin. Sadece sahnenin arka planında duran sabit nesneleri görebilirsin ekranda.
Demek istediğim Tanrı'nın iradesi, yarattıklarının duymalarını ve görmelerini belli frekanslar aralığında mümkün kıldı. Teknolojiyle bile bu frekansların ancak belirli bir oranda altına ve üstüne çıkabilen insanoğlunun, Tanrı'yı bu frekanslarda görebilmesi imkânsızdır. İşte, Tanrı'yı göremeyişimizin asıl sebebi onun kainattaki varlığının hesaplanamaz bir şiddette veya frekans aralığında olmasından kaynaklanıyor. Aslında bu soru, çoğu ateistin kolaycı davranarak cevabını kesin bildiklerini sandıkları için kendilerinden emin hir hâlde sorabildikleri en kolay ve en basit sorudur. "Tanrı her yerde ise neden onu göremiyoruz?>>