Müzikle dans etmenin kime ne zararı olabilir ki? Eğlenceden niye korkar bir sistem? Eğlenceden, mutluluktan, mutlulukla içinin dolup taşmasından, insanların birbirini beğenip aşk yaşamasından... Sevgi yıkar mı acaba diktatörlükleri, eğlenmek yener mi mezalimi? Belki de evet, başka niye her baskıcı sistem korksun ki mutluluktan.
İnsan o kadar çabuk adapte olabilen bir canlı ki, yasakları da hemen içselleştiriveriyor bazen, sevmesen de tiksinsen de, o yasak, o kafa yapısı geliyor senin bir parçan oluveriyor.
İran şahı Rıza, Atatürk'ü ziyarete geldiği zaman, görkemli bir törenle karşılanmıştı. Batılı giyimli Türk kadınları İran bayrakları sallayarak karşıladılar Şah'ı. Şah için bir de Türk operası bestelendi, Türk ve İran halklarının kardeşliğini anlatan Özsoy operası sahnelendi. Atatürk Şah'a yeni Türkiye'yi böyle gösterdi. Yeni Türkiye Batı'ydı, yeni Türkiye'de kadınlar sokaktaydı, sahnedeydi. Bu tablo Şah Rıza'nın çok hoşuna gitti, İran'ı da böyle yapmaya karar verdi. İslam devrimini biraz da bu tutumun hazırladığı söylenir kimilerince.
Başörtüsünün kodları var İran'da. Açıksın ya da kapalısın gibi basit bir mesele değil. Çiçekli çarşaflar var, kırsalda kadınların giydiği. Tam anlamıyla çarşaf bunlar, kocaman bir bez parçası, üzerinize sardığınızda önü açık kalıyor. Kadınlar ısırarak tutturuyor önünü çoğu zaman. Elleri dolu diyelim ki, boyunlarının altından sardırıp ısırıyorlar çarşafı. Bu çarşafların hepsi aynı desen. Nasıl karıştırmıyorlar derseniz, kendi çarşafını ısırdığı noktadaki tattan tanıyan kadınlar gördüm, tükürüğünden tanıyan yani.
Beden politikası çalışan herkes az çok biliyor, sistemler, siyasetler, rejimler kadın bedeni üzerinden kendini gerçekleştiriyor, kadın bedeni üzerinden söyleyeceğini söylemeyi çok seviyor. Kadını sadece anneliğe hapsediyor ya da sahaya sürüyor asker yapıyor; giydiriyor soyduruyor.