Kraliçe Mary, bu krizlerden birinde, kocasının bir portresini alıp paramparça etti. Bunu okuduktan sonra, henüz bu tür gönül ilişkileri yaşamamış olan bir okuyucu Mary'nin kocasına olan aşkının bitmiş olduğunu söyleyebilir. Hayır, aksine aşkı doruktaydı. Bizim için önemsiz olan kişilerin fotoğraflarını paramparça etmeyiz.
Kocası ona mağrur bir şekilde soğuk ve ihmalkar davranıyordu. Hatta zaman zaman diğer bayanlara karşı ilgi gösterdiği belli oluyordu ki bu durum kraliçeyi kıskandırıyor ve öfkelendiriyordu. İnsan ruhunun maruz kaldığı kötü sarsıntılar arasında, insanı, aşk ve kırgınlığın karışımıyla ortaya çıkan o karmaşa duygusundan daha derin bir şekilde sarsan başka bir duygu daha yoktur. Birbiriyle açıkça iki uyumsuz tutku arasındaki bu tür bir karışım ya da böyle bir çatışma genelde bunu asla yaşamamış olanlar tarafından imkansız olarak düşünülür. Ama bu mümkündür.
Kraliçe Mary, çok katı ve kararlı bir Katolik'ti. Dini inancının kurallarına sıkı bir bağlılık gösteriyordu.Bizden farklı düşünenlerde bu tavrı bağnazlık olarak adlandırmaya eğilimli olsak da bizimle aynı düşüncede olanlar tarafından sergilendiğinde buna istikrar diyoruz.