Fakat buradaysak, gücümüzü ve neşemizi toplayıp yaşayacağız. Düşe kalka, güle ağlaya; şefkatimizi kendimizden,merhameti birbirimizden sakınmadan sevaplarımız, günahlarımız ve elbet hatalarımızla. Coşkuyla. Hem dünyada kalıp hem de hayattan kaçamayız. Bunu kendimize yapamayız.
Zaten hayatta pek az acı kendi yarasından yayılıyordu. Derinde her zaman daha başka, daha büyük bir yara vardı ve dünyaya dayanmak için evvela onu iyileştirmek lazımdı.
Çok seviyoruz da kahpe felek yüzünden kavuşamıyoruz filan sanmıştım. Feleğin namusuna boş boşuna dil uzatmışım. Yanıldığımı öğrenmek önce kalbimi kırdı. Ama sonra gerçeği idrak edip hiç kazanmadığım bir şeyi yitirmeyeceğimi görünce ardından üzüleceğim bir kayıp da kalmadı. İşte o zaman, içimde çöreklenmiş sancı, yanlış dala tünemiş serçeler gibi kendiliğinden havalandı. İnsan neyin ardından üzüleceğine karar verirken dikkatli olmalı.
Geçmiş bazen de biten bir şey çünkü, evet. Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz, kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kalmış. Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle.