Ilayda D. C.

Ilayda D. C.
@illiadad
‘’..bizim gerçeklik sandığımız şeyin bizatihi kendisi çağlar boyunca inşa edilmiş ve yeniden inşa edilmiş karmaşık bir kavrayıştır..’’
KÜRESELLEŞME KARŞISINDA ULUS-DEVLETLER DÜZENİ
''1990 büyük dönüşümün ardından ilk göze çarpan, ''uzun 20. yüzyıl''a damgasını vuran ve dünya düzenini kuran ulus-devletlerin zayıflaması ve bu zayıflamaya paralel olarak yeni ulus-devletlerin, başlangıçta kendilerini içinde tanımladıkları ''ulus''u şimdi tarif ederken daha esnek, daha çoğul ve bu tanımın dışında kalan antitelere de hayat hakkı tanıyan yeni bir konuma sürüklenişini görüyoruz. *** 20. yy'da etnik savaşlar vardı ve bu savaşların iki veçhesi göze çarpıyordu: Ya hâlâ direnen sömürgecilere karşı bağımsızlık savaşı olarak ya da sert ulus devletler içinde dışlanmış ya da tanınma isteyen farklı antitelerin başkaldırısı olarak. * Lâkin bu hareketler her iki durumda da ideolojik olarak soldan, uluslararası düzeyde de Sovyet Bloku'ndan veya Çin'den destek görerek ayakta kalabiliyorlardı. Dolayısıyla kendilerini ''sol'' içindde tanımlamışlardı ve sol açısından ''milliyetçilik'' gibi kirlenmiş bir kavrama uzak durmayı tercih ediyor; kendilerini ''ulusal bağımsızlık hareketi'' veya bir ''halk hareketi'' olarak tanımlıyorlardı. Sovyetlerin dağılması, ulusal ve etnik hareketleri bu açıdan ''rahatlattı'' ve aslına rücu etmelerini kolaylaştırdı. Artık kendilerini sol içinden tanımlamak zorunda değillerdi. Öte yandan artık uluslararası alanda yeni istinat noktaları aramak ve yoksa yaratmak peşindeydiler.'' BİRİKİM 398/399, YENİ MİLLİYETÇİLİK, SUAVİ AYDIN
Siyaset & Politika
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
değişen akışta neo-liberal ''kazanımlar''
''Oysa neo-liberalizmin batıdaki tezahürü teknoloji şirketlerinin önü alınmaz büyümesi ve reel sektörün gerilemesi, ağır ve hantal sektörlerin ucuz işgücü sağlayan Üçüncü Dünya'ya aktarılması ve birçok yerde (bilhassa Rusya, Çin, Venezuela ve benzer otokratik-oligarşik ülkelerde) ekonominin küçük bir oligarşinin eline geçmesi şeklinde tecelli etti. Reel sektörün gerilemesi geniş bir çalışan kesimini etkileyecek biçimde ücretlerin düşmesi, buna karşılık teknoloji şirketlerinin ve finans sektöründeki getirilerin aşırı büyümesi anlamına geliyordu. Oligarşik ekonomiler ise, çalışanlarının refahının gelişmesini uzak bir geleceğe ertelerken, ülkeyi yöneten otokratların izni ve teşvikiyle ekonomiyi elle geçiren bir avuç oligarka sürekli gelir aktarılan yeni bir komuta ekonomisinin zemini oldu. Siyasette otokrat yöneticiler-ekonomide oligarklar ittifakının iktidarı, bu ittifakın içinde gelişip semirdiği ulusal zemini küresel zemine karşı savunmak gibi bir yan sonuç üretti.''
Siyaset & Politika
Yeni Milliyetçilikler yörüngesi
''Sovyetler Birliği'nin yıkılışı, Batı'da bu yeni liberalizmi savunanların aklına bile getiremeyeceği bir ''serbestleşme''nin önünü açtı. Her şey alınıp satılabilir hale geldi. Ucuz ve güvencesiz emek dolaşımı doruk noktalara ulaştı. 1990'lar hem toplum hayatında hem de ekonomide bu ''yeni durum''un en ifradi örneklerinin dolaşıma girdiği sahte bir ''özgürleşme'' haline tanıklık etti.''
Siyaset & Politika
YENİ MİLLİYETÇİLİK
''Sovyet sonrası dünya düzenini tanımlarken, birkaç önemli eşiği kaydetmeliyiz. Birincisi iktisat politikalarında neo-liberalizmin zaferi ve sosyal devletin çöküşüdür. İkincisi, ulus-devletlerin meşruiyet temelleri ve iç çelişkilerinin su yüzüne çıkması nedeniyle tartışmalı hale gelmesidir. Üçüncüsü ise sınır aşan insan hareketliliğindeki muazzam artışıdır. Bu temel değişmelerin milliyetçilikleri yeniden şekillendirdiği ilk bakışta söylenebilir.'' 398/399 BİRİKİM, YENİ MİLLİYETÇİLİK SUAVİ AYDIN
Siyaset & Politika
YENİ MİLLİYETÇİLİK
''Modernist kuramcılar arasında yer alan Andreas Wimmer, ulus-devletin siyasal modernleşmenin sonucu olduğunu duyurdu. Ona göre daha önce yerel düzeyde etkili olan siyasal seçkinler siyasal merkezileşmeye yönelmiş ve özellikle savaşlar aracılığıyla kitleleri seferber edebilecek yeni bir ideoloji bulmuşlardı. Bu onları zorunlu olarak yerel odaklarla kurdukları ittifakları terk edip, kitlelerle kurdukları doğrudan ilişki sayesinde halkı bütünleştirecek yeni bir yol bulmalarını sağlamış, yanlarına aldıkları kitleleri yerel ve bozucu etkiler yaratma potansiyeli olan güç odaklarına karşı seferber etmelerine imkân vermiş, bunu da büyük ölçüde etnik bağlara vurgu yaparak temin etmişlerdi.'' BİRİKİM 398/399 YENİ MİLLİYETÇİLİK, SUAVİ AYDIN
Siyaset & Politika