Ilayda D. C.

Ilayda D. C.
@illiadad
‘’..bizim gerçeklik sandığımız şeyin bizatihi kendisi çağlar boyunca inşa edilmiş ve yeniden inşa edilmiş karmaşık bir kavrayıştır..’’
377 okur puanı
Nisan 2016 tarihinde katıldı
Pascual Duarte ve Ailesi
Puan vermedi·152 syf.·
2026 1. kitabı
Kaleme alınmasının epey ardından 1989'da Nobel Edebiyat Ödülüyle taçlandırılan İspanyol edebiyatının bu güne kadar nasıl rastlaşmamışız dedirten güzide eserlerinden biriyle karşınızdayım. Benim şöyle bir inancım var, gündemim her ne ise yazıp çizip tükettiğim ya da gündem benden bağımsız her ne ise gene yazıp çizip okuyup tükettiğim her şey bir şekilde ilintili oluyor o günün meselesi ile. Pascual Duarte de bugün kullandığım sosyal medya platformlarındaki arkadaşlarımı Musa'nın Kızıldeniz'i gibi ikiye bölen bir konunun öznesi. Kötülük nedir? Pascual fakir, ilgisiz ve sevgiden yoksun şiddet dolu bir ortamda dünyaya gelen bir erkek çocuğu. Daha sonra bu çekirdek aileye eşlik edecek ve daha sonra bir kız kardeş ile -korkunç şeyler yaşadıktan sonra aralarından ayrılacak- bir oğlan kardeşe sahip olacak bir ağabey. Uzun ve nitelikli betimlemeleriyle Pascual'ın evini, köyünü, yaşadığı ve büyümek zorunda kaldığı sevgisiz ortamı gözlerimizin önünde buharı henüz üstünde bir güğümün bir şeyler yenilip içilen öyle ya da böyle pişmiş aşla; aşın yenileceği ve borularından karbonmonoksit sızdıran ve aileyi yavaş yavaş zehirleyen kuzunenin salonuna getiriveriyor bizi Cela. ''Köyde doğal olarak kimi evler güzeldi, kimi evlerse çirkindi; her zaman olduğu gibi de çirkinler çoğunluktaydı.'' Gene de sizlere sunacağım hiçbir alıntı belki onlarcasını alelade açarak kolayca bulabileceğim, Pascual'ın karakterinde sezeceğiniz ikircikli ve tahmin edilebilir bir sonun gene de niçin bu kadar trajik olduğunu açıklamaya yetmeyecektir. Pascual adeta bir kent soylusu gibi düşüncelere dalan günlük hayatın telaşeleri ve hasbelkader geçimlerine yeten baba dayağından ya da sarhoşluğundan ve anne azarı ile sevimsizliğinden zihnini nereye çevirse kötülükler ve zulümler gördüğü ve şeytan diye
Pascual Duarte ve AilesiCamilo Jose Cela · Can Yayınları · 1990658 okunma
Reklam
Saunders’e bir övgü
Puan vermedi·80 syf.·
2022 12. kitabı
GEORGE SAUNDERS - PHIL’IN DEHŞET VERİCİ KISA SALTANATI Günün birinde bizimkinden ‘’epey’’ uzak bir diyarda birbiriyle iç içe var olan iki halk yaşarmış, bu halklar kendilerine Hornerler dermiş. İç Hornerler, Dış Horner’in içinde konumlanan biçimsel olarak sıkışık; oldukça müşkülpesent ve alelade varlıklarla çevrili bir ülkeymiş, Dış Horner ülkesinin ‘’güzide’’ vatandaşları ise oldukça çalışkan, kendilerine has bir asaleti ve ‘’milli bilinci’’ olan bir üstün ulus olarak İç Horneri çevreleyen bir konumun onları ‘’neredeyse’’ sürüklemekte olduğu tehlikeli duruma yakınan telaşlı bireyler ile doluymuş. Günün birinde bu pek muhterem Dış Horner ülkesinin sınır çizgisini gün geçtikçe aldığı kilolarla artan hacmi dolayısıyla istemsizce geçen bir İç Horner vatandaşı, Elmer, kendini bir anda Dış Horner sınırlarını işgal etmekle suçlandığı bir durumda bulur.. ve durumlar gelişir. Bu biz insanların dünyasından ‘’pek bir uzak’’ olan zekice kaleme alınmış politik hiciv ya da alegori dünyadaki yaşamımıza acınılası gözlerle bakıyor, öyle ki, bizler, bugünün yirmibirinci yüzyıl vatandaşları, hayali olarak çizdiğimiz ve içlerine hayali cemaatleri/ulusları doldurageldiğimiz ülkelerin sınır ihlalleri yaptığı gerekçesiyle birbirine düşmediği bir dünyada yaşıyoruz. Her bir ülke, bugünün dünyasında, bu hakikatin farkında ve kimse icat ettiğimiz gerçekliğinden uzak bir rüyalar aleminde bir ötekine ‘’öteki’’ diyecek yanılgı içerisinde değil. Bu yüzdendir ki kitabı okurken hayretlere düştüm. Saunders’in bu aleminde bir de öyle bir karakter var ki.. bu müthiş yalnız ve zorba karakter, içinde yaşadığımız Putingil ve nükleer borazangillerin dünyasında mümkün değil var olamaz. İşte bu Zorba, Phil, kitaba da ismini veren o Phil ve onun dehşet verici kısa saltanatında yaptıkları, tarihinde iki
Siyaset & Politika
Phil’in Dehşet Verici Kısa SaltanatıGeorge Saunders · Delidolu Yayınları · 2015428 okunma
Geç kalınmış bir inceleme
Puan vermedi·240 syf.·
2022 4. kitabı
Seninle Başlamadı / Mark Wolynn (Kalıtsal Aile Travmalarının Kim Olduğumuza Etkileri ve Sorunların Üstesiniden Gelmenin Yolları) Yaralarımız, boğaz düğümlerimiz, gereksiz incelen veya kalınlaşan ses; durduk yere toz kaçan göz, lüzumsuz çıkışlarımız veya susuşlarımız, içe kapanışlarımız çokça konuşmalarımız; travmalarımız geçmişten günümüze duyumsanan fakat sebeplerini bulamadığımız belki de üzerine kafa yormadığımız birçok kişinin/aile bireyinin elinden ve gönlüden, hissiyatından, zamanın kesişmelerle dolu kaçınılmazlıklarıyla hayatımıza serpiştiriliyor. Mark Wolynn bir klinik psikiyatr, incelediği vakaların inceleyemeyeceği vakalara ışık tutması için ona sunulan travmatik anlatıların sebeplerini araştıran ve bu sebepleri içine doğuverdiğimiz ailede arayan ve hakikaten okudukça şaşırdığım benzerliklerle saptayan kişilerden biri. Açıkçası bu tür kitaplara karşı genellikle büyük bir önyargıyla yaklaşıyorum. Bir kitabın üzerinde ‘’42. Baskı’’yı görmek beni o kitaptan uzaklaştıran en kolay etmenler arasında; hele aynı kitap son zamanların popüler kelimelerini birden fazla kere tanıtım yazısında ya da ana başlığında/alt başlığında defaatle vurguluyorsa. Fakat bu kitaba denk geldiğim sıralar kafam oldukça meşguldü ve ilk defa babamın ‘’Benim kafamda kaç tane tilki dolaşıyor, sen biliyor musun?’’u defalarca duyduğum bir döneme benzer duygular içerisindeydim, kısacası önyargılarımın kafamı bulandıramayacağı kadar bulanıktı görüşüm ve okumaya başladım. Halihazırda birçok aile hikayesiyle büyüyen anneanne ve dedeyle yakın ilişkiler içerisinde bulunduğum bir çocukluk geçirdim, dolayısıyla okuduğunuz zaman göreceğiniz gibi, benden bir aile ferdimin travması asla saklanmadı, aksine ben tüm bu travmatik olaylara bir kız çocuğu gözüyle bilfiil müdahil edilmiştim, ya da varlığımın
Hayat ve İnsan
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
Birikim
Puan vermedi·120 syf.·
2020 26. kitabı
“Siz gençler... sizi sadece bulunduğunuz yere getirmek için neler çektiğimizin farkında değilsiniz. Bak şu adama, havuç doğruyor. Şu kadarcık yol almak için bile kaç tank, kaç kadının yaşamını ve bedenini ezip geçti, biliyor musunuz? ... İçerisinde gene ekolojiden kadın hareketine; edebiyattan sosyolojiye; tarihten ütopyalara enfes makaleleri barındıran Birikim’in Eylül sayısını okumak Kasım ayını neredeyse ortaladığımız bu günlere denk düştü, geç olsun güç olmasın demişler; nitekim Eylül ayı ve Kasım ayı bu noktada tek bir ''ilerlemeye'' sahip: Her şeyin giderek daha da çekilmez bir hal alması ilerleyişine. Aylık çıkan kültür dergisinin yer verdiği makalelerin de ortaya serdiği gibi; toplumsal belleğin oluşmaması adına kontrolde tutulan bilinçlerin çoğaltılmaya devam edildiği, bir şeylerin sürekli alelacele yaşandığı bu ülkedeki temel sorunların “çözüm sürecinde“ sorunları yaşama hızımızla dalga geçermişçesine asla acele edilmediği, problemlerin gittikçe girift bir hâl aldığı gözlemleniyor. E hâl böyleyken kişi oturup süreç mukayesesi yapacak ve kazanımlar için verilen mücadelenin gözlerinin içine bakma cesareti göstererek günü muhakeme edecektir. Etmelidir de. Aksi takdirde gelecek, büyük bir boyunduruktan başkası olmayacak gibi görünüyor. Bunca karanlık gerçeklik ve cümlenin akabinde Ekim, Kasım ve diğer ayların incelemelerinde görüşmek dileğiyle diyelim.
Siyaset
Birikim - Sayı 377 (Eylül 2020)Birikim Dergisi · Birikim Yayınları · 20202 okunma
Oktay Rifat'a dair
Puan vermedi·47 syf.·
2020 23. kitabı
BİR USTA, BİR DÜNYA: Oktay Rifat Oktay Rifat’ı selamlayacağız bugün; biraz yaşanmışlıklarıyla, biraz özlemleriyle, toplumculuğu ve karar veremeyişleriyle biraz, şiirleriyle, Sabiha hanımla ve elbette bir cıgara içiminde kaleme alıverdiği dizeleriyle. ‘’Çocukluğum ve ilk gençliğim Ankara’da geçti. Ankara Lisesini ve Ankara Hukuk Fakültesini bitirdim. 1937 yılında, hukuk doktorası yapmak için, Devlet hesabına, Paris’e gittim. Üç yıl kaldım. Savaş yüzünden hukuk doktoru olamadım. Orhan Veli, Melih Cevdet ve Cahit Sıtkı ile arkadaşlık ettim…’’ Böyle anlatacaktı Rifat kendisini, alelade bir kalemle; yarım ağız, olup bitivermiş gibi. Türkiye şiirinin en önemli akımlarından birini oluşturdukları Melih Cevdet ve Orhan Veli ile paylaştıkları dostluk bütün yaşantısına etki edecekti. Şiirlerinde göreceğimiz bu aleladelik gibi anlatıverdiği bu arkadaşlık Rifat’ın mizacının büyük bir yansıması olacak, yalansız ve gösterişsiz bir yordam oluşturacaktı kendine. ‘’Ozanlık dışında her iş bana ikinci derecede bir uğraş olarak göründü. Avukatlık yaparak geçinirim. Parayı pulu sevmem. Bilgisizliği, üstünkörü bilgiye yeğ tutarım. Yalandan, yalancıdan, hele çıkarı için yalan söyleyenden iğrenirim.’’ Samih Rifat bey ile Münevver hanımın oğlu Oktay Rifat’ın kendini anlatırken değindiği bu yalansız bir yaşamın arzusu bile Garip’in niçin bu denli sıradan, gündelik ve çıkarsız olduğunu gözler önüne sermeye yetiyor. Veli ve Anday ikilisi gibi Rifat da bir akşamüstü kavrukluğunun belediye bankına serilivermesinin üzerinde yalnızca oturarak ve bir hatıra fotoğrafı çekilerek yaşamı ve ölümü sorgulayabilecek insanlardı, sanırım ‘’ozan’’ diyeceğimiz bundan fazlası da değildi. Münzevi bir yaşama sığdırılan şair, fotoğrafçı, yazar dostlar, torunun akşam ziyareti, Sabiha hanımla çıkılan Troya
Şiir
Bir Usta, Bir Dünya: Oktay RifatFatma Türe · Yapı Kredi Yayınları · 19944 okunma
Reklam