Eko-sosyalizm niteliksel bir sıçramayı amaçlamalıdır. Olmanın, sahip olmaya önceliği olmalıdır. Kapitalizme özgü ''sahip olma'' saçmalığından yakayı kurtarmak gerekir. Başka türlü söylersek, bireyin kendini gerçekleştirmesi için kültürel, estetik, politik vb. etkinliklere odaklanması gerekir; mal masat peşinde koşması değil. Burjuva toplumuna özgü GSYH artışına odaklanmak; GSYH'ye dayalı zenginlik ölçüsünü reddetmek gerekir. Amaç Latin Amerikalıların ''Buen Vivir'' dedikleri iyi yaşamı gerçekleştirmek olmalıdır. Zenginliğin ölçüsünün sahip olunan maddi şeyler değil, daha çok ilişki zenginliği olması gerekir; sosyal ilişki zenginliği diyelim. Mesela hiçbir karşılık beklemeden ve spontane olarak bir şeyler yapmak gibi, insan mutluluğu ancak meta ilişkileri dışında gerçekleşebilir. Netice itibariyle insan sosyal bir varlıktır ki, zamanı başkalarıyla paylaşır. O da kolektif etkinliklere katılmak gibi ilişki alanının çeşitlenmesini, zenginleşmesini varsayar.