Arş, bütün âlemi ihata eden ilâhî taht demektir ve Rahmân oraya yerleşmiş olmakla varlıktaki her şeyi "merhum" haline getirmiştir. Âlemde rahmetten nasibi olmayan yoktur, olsaydı var olmazdı. ez-Zâhir ve el-Bâtın ise varlığı içinden Allah'a bağlayarak arada herhangi bir boşluk bırakmaz. O halde bu isimler gerçekte Hakk'ın yakınlığını anlatır. Şimdi Bayezid-i Bistâmî'nin cümlesine yeniden dönebiliriz. Bayezid şöyle sormuştu: "Şimdi neredeyiz ki?" Bu sorunun cevabı hiç kuşkusuz her yerde hazır ve nazır olan bir Allah inancıyla birlikte "Yine Allah ileyiz." şeklinde olabilir. Ancak bu kez başka bir sorun ortaya çıkar: Biz nereye geldik? Yoksa gelmedik mi? İbnü'l-Arabî ekber (büyük imam) diye tavsif ettiği Bayezid'in bu cümlesini tamamlayarak şöyle bir açıklama getirir: "Evet! Allah'tan geldik, Allah'a dönüyoruz, şimdi de Allah'ın bir ismiyle beraberiz." O halde varlık, insanın ilâhî isimler arasında yolculuğu olarak açıklanabilir. Ömrümüz Allah'ın farklı isimlerini tanımak ile geçer; yolculuk isimlerdedir ve varış yine isimleredir