arşiv

arşiv
@ilmik
Büyüteç.
Çocuklar çekildi sokaktan Anneler telaşlı Sesim mi titriyor Yoksa yıldızlar mı? Yapraklar sustu Gece indi yeryüzüne, Adımlarım sık Ellerim ceplerimde Bir uzak Düş kaldı içimde. Vakitsiz akıyor zaman Tezgahlar toplanıyor Sönüyor lambalar, Anahtar şıkırtıları Korna sesleri Küfür kıyamet, Gece uzun Ömür kısa Bir uzak Düş kaldı içimde.
Sayfa 112 - Fatih Şahin, Bir Uzak Düş
Reklam
Zoru zor kılmak, gülü kül etmek çağın hasleti
Sayfa 111 - Muhammed Said Çimen, Soğuk Ateş
bir çiçek bir ormanı yakıyor
Sayfa 109 - Yunus Karadağ, Aramızdaki Kuşlar Sustu
İnsan anlamını içinde kendi ateşiyle yandığı külüne, kanatlarına, yani duasına, gizemine, yani ruhuna borçludur. Gizem, bilinmeyene duyulan özlem ve iştiyakın da bir parçasıdır aynı zamanda. Persona, adını bilinen cevapların üstüne mühürleyen dizgeye de tam olarak bunun için karşı çıkmaktadır. Külü, kanadı ve gizemi yeniden yürürlüğe sokacak bir uyanışın ve hatırlayışın izleğinde gider şair. Bilindik soruların ve bilindik cevapların insanı nesneleştiren anonim dünyasından kaçma hakkını kullanır. Bu sebeple yeni ve taze bir soru sorar, bilindik anonim cevabı olmayan bir soru: "neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı / karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak." İnsan sürekli soruların peşinde koşarak geçebilir insan olma eşiğini. Hayat bir sorudur. Soru varsa sorgu da vardır, sorumluluk da.
Sayfa 97 - Ahmet Edip Başaran, Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak
Soru, sorgu ve sorumluluk kelimeleri arasındaki kök bağlantıları düşündüğümüzde, hayatın içindeki asıl ruhu, özü idrak etmeye dair bir yol çizebiliriz belki de. Şiir de zaten bunun için vardır. Bizi, yola ve yolun tehlikelerine karşı her daim teyakkuzda olmaya sevk eder. Sorunun olmadığı yerde ne sorgu ne de bir sorumluluk bilinci yeşerir. Sorguyu başlatan muharrik güç, yukarıda andığım bedeli de göze alarak bizi baştan ayağa sarsar. Özel'in şiiri bu açıklamalar ışığında bedeli hayatla ödenmiş bir şiirdir. Uyanacağız ama nasıl? Kalbimize döneceğiz evet ama hangi yolla? Yazımın başlığı da olan şiirin son dizelerinde şöyle bir soru karşılar bizi: "Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı / Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak." "Büyük ırmaklardan bile" ifadesine dikkat! Irmak, yukarıda andığım döngünün mihveridir. Her an taze ve yeni olmayı imler.
Sayfa 96 - Ahmet Edip Başaran, Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak