Derrida'nın öteki/fark/başka ile ilgili düşüncelerinde -yazara göre- istikrarsızlaştığı bir mevzunun ele alındığı makaledeki bazı cümleler:
"Metinde söylenenlerden hareketle onda söylenmeyenlerin açığa çıkma süreci." (Yapısöküm. Açığa çıkarılma değil, özellikle açığa çıkma.)
"Derrida kendi yasasının, kendini adamaya ya da yanıtlamaya çalıştığı yasanın, ötekinin metni olduğunu belirtir: Ötekinin tekilliği, deyişi ve beni önceleyen çağrısı."
"Kişinin kendisini bir başkası için anlaşılır kılamayacağı bir paradoks."
"Olası tek karar, kararverilemez durumun ve imkânsızın deliliğinden geçer."
"Derrida'nın düşüncesi hemen her ilişkide bastırılmış ya da görünmez vaziyetteki ötekine dikkat kesilen bir düşüncedir."
El-Latif ismi, Kubbealtı Lugatı'nda en ince işlerin bütün inceliklerini bilen, en ince şeyleri yapan, kullarına ince yollardan çeşitli faydalar ulaştıran olarak açıklanmış.
Veçhe: "Yüz"den farklı bir kavram olarak burada yerini alsın. Veçhe, "Allah'ın yönelişi" anlamına gelen "vechullah"ın insan yüzünde kristalleşmesi, sürekli yeni bir kimlik olarak tazelenmesidir. "Yüzünüzü nereye dönerseniz Allah'ın veçhini bulursunuz" diye seslenen ayet, her insanın yüzünde, her şeyin yüzeyinde bir ilahi yöneliş olduğunu hatırlatır. Yüzünü döndüğün yerde Allah'ın yönelişi varsa, yüzün olarak döndürdüğün Allah'ın sana yönelişinden başka bir şey değildir. Veçhe, Allah'a göründüğünü gören/bilen bir yüzün memnuniyetidir; üzerindeki biricik bakışı fark eden bir yüzün eşsiz ve sessiz sevincinin adıdır.
Sayfa 75 - Senai Demirci, İnsan yüzünden Vechullah'a bir Esma yolculuğu