arşiv

arşiv
@ilmik
Büyüteç.
Hakikat çok uzak, karanlık, derin Bir dille konuşur, büyük köklerin Toprakla ezelden karışmış dili!
Sayfa 68 - Eşik
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugünün rüzgârında yıkanan mazi gülü Dağılır yaprak yaprak hayalindeki suya Bir başka gözle bakarsın ömür denen uykuya... Belki en hülyalısı duyduğun masalların O şafak saltanatı korularda dalların, Her ufku tek başına bekleyen eski çamlar Bir sır gibi ömründen sızdırılmış akşamlar,
Sayfa 54 - Bir Gün İcadiye'de
-yormuş sayıklaması
Bir şerhe göre Tanpınar, ebedî bir mısra bırakabilmeye iştiyak duyuyormuş. Diğer tarafta ise şiirde ısrarcı olmasına rağmen nesir için doğduğu fikri dolaşıyormuş. Belki ona sorsanız derdi de çaresi de yazmak olduğundan rüya, hayal ve renk ikliminde kelimeleri ağırlıyormuş. Oradan zamana, mekâna ve bir lahzaya sığıyormuş. Durulmuyor, aydınlığa ve gümüş şakırtıya kanıyormuş. Sezmiyor ama uykunun soluğunda hâlini heceliyormuş. Kurumuyor da solgun ve kırılgan harfleri ışıtıyormuş. Nihayet ölüyor, o tılsımlı ebediyette, beyaz bahçelerdeki su seslerini sayıklıyormuş.
"Yumuşaklığın (kolaylığın) olduğu her şey güzelleşir. Yumuşaklığın olmadığı her şey çirkinleşir." “Yumuşak davranamayan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.” “Kime yumuşaklıktan bir nasip verilmişse ona hayırdan da bir nasip verilmiştir. Kendisine yumuşaklıktan bir nasip verilmeyen kimseye de hayırdan bir hisse verilmemiş demektir.”
"Perde perde veralar, ışık başka, nur başka; Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka." youtu.be/HLe-oRtYAEM?si=...