Üçüncü kitabı da okuduktan sonra yazmak istedim duygularımı. Tevafuk neticesinde aldığım bir kitabın bende bu kadar etki bırakacağını düşünmezdim doğrusu.
Dilimde hep bir Deniz kelimesi olmuştur. Bu kelimenin benim için anlamı çok farklı. Aynı şekilde Gökyüzü kavramı da benim için ayrı bir önem taşır.
Bu kitapları elde ettiğimde seri olduğunu bilmiyordum. Göğü Yere İndirelim ve Düşler Atlası vardı elimde. Özetini okurken Deniz ismini görünce farkında olmadan Göğü Yere İndirelim kitabıyla başladım. Denizi tanıdıkça Gökyüzüne olan aşkım katbekat arttı. Evet, sevgi Gökyüzüydü. İnsanın aradığı ne varsa hepsi gökyüzündeydi. Gökkuşağı gibi rengarenk hayalleri, yıldızlar kadar parlak umutları, bulutlar gibi bazen beyaz, bazen gri hüzünleri, Ay gibi sadık bir dostu Gece gibi sırdaşı ve bazen bulutlar ardında saklansa da hep içinde taşıdığı Güneşi..
Ağaçların, bitkilerin hep duyguları olur derdim. Ama bunu hissetmem biraz zaman aldı sanırım. Yeryüzünün Kalbi'yle iliklerime kadar hissettim.
Deniz herşeye sırtımı döndüğüm anda tuttu elimden. Sevgi, umut nedir hatırlattı bana. İnanmak, ümit etmek ve her şeye herkese rağmen sevmek...
Sorguladım. Ne için yaşadığımı, en son hangi canlıya umut olduğumu ve başka bir çok yanılgılarımı. Bir sonuca vardım mı, evet. Harekete geçtim mi?!
***
Yeryüzünün Kalbi'nde yine Gökyüzüyle karşılaştım.
Burda da insanlara karşı ne olursa olsun mücadele etmeği öğretti Bamba bana. Bir tarafın çürüse bile, diğer yanının yeşil kalabileceğini gösterdi... Bir taraftan yaprak dökerken diğer taraftan çiçek açmaya çalışmıyor muyuz?
En büyük dersin iyilik olduğunu hatırlattı. Her zaman koşullar ne olursa olsun, kötülüklerin en güzel cevabı değil miydi iyilik?
Öfkenin hiçbir şeye çare olmayacağını bir daha vurdu yüzüme. Ve gördüğün kötülüğü unutmamanın içinde