İnsanoğlunun en belirgin özelliklerinden birisi “birey olma”, daha iyi bir ifadeyle “şahsiyet”tir. Hiçbir türde, insan gibi, iki fert arasındaki mesafe bu kadar açık değildir. Atlar genellikle birbirine benzerler, iyisi, vasatı, kötüsü vardır. Yüksek bir atla alçak bir at arasındaki fark birkaç bin tümenden fazla değildir. Öte yandan en kötü at bile nihayetinde bir attır, kendi türüne has özelliklere sahiptir. Oysa sadece insanın her bireyi başka bir türdür; her şahsiyeti evrensel, yetenekleri çeşitli, tipleri sayısızdır.
Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu. İncirlerden biri, bir eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı. Bir başkası, ünlü bir ozan, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Sokrates, Attila ve garip adları değişik meslekleri olan daha bir yığın aşık, bir başkasıysa Olimpiyat takım şampiyonu bir kadındı. Bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım daha bir sürü incir daha vardı. Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. Hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin, ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti. Ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor ve birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
•sylvia plath
Evin, ailen, şehrin ve kavmin özgürlüğünün ve imanının olduğu yerdedir. Zulmün olduğu ve hakikatin esir düştüğü yerde kalma! Kara ve deniz geniştir; insan çoktur.