İçleri boş adamlarız
İçleri doldurulmuş adamlarız
Birbirimize yaslanırız
Samanla doldurulmuş kafa parçalarımız.
Heyhat! Kurumuş tınımız,
Birlikte fısıldadığımız
Suskuncadır ve anlamsız
Kuru çimdeki rüzgâr misali
Ya da kırık cam üstündeki
Sıçanların ayaklarıdır kuru mahzenimizde.
Biçimsiz şekil, renksiz gölge,
Kötürüm olmuş güç, devinimsiz el hareketi;
Ölümün öbür Krallığı’na
Geçip gidenler doğrudan bakışlarla,
Anımsarlar bizi – mümkünse –
Yitmiş hiddetli ruhlar gibi değil,
Fakat yalnızca içi boş adamlar olarak
İçleri doldurulmuş adamlar olarak.