Ah beni sadece bir heykel gibi öylece dururken gördün, hepsi bu. Ama
insan birinin aklındakini öğrendiği ve kendisininkini de ona gösterdiği
zaman onunla gerçekten tanışmış olur. Benim aklımdakileri öğren.
Kendininkileri bana göster. Sonra gidip benimle tanıştığını söyleyebilirsin.
Birbirimizi sınayalım. Eğer yanlış bir ilkem varsa ondan kurtulmamı sağla.
Eğer senin yanlış bir ilken varsa söyle, yardım edeyim. İşte bu bir filozofla
tanışmak demektir. Öyle değil mi diyorsun? Bu sadece ayaküstü bir ziyaret
mi? Bu arada gidip bir Epiktetos’u da görelim, bakalım bize diyecek nesi
var mı dedin? Sonra da buradan giderken şikâyet edersin. ‘Epiktetos
dedikleri gibi bir şey değilmiş, kırsalda yaşayan önemsiz bir adam!’ Zaten
başka ne görmeye gelmiştin ki?”