Böyle kıymetli bir eseri incelemek hatta değerlendirmek her ne kadar zor ve mühim olsa da izlenim ve esere dair yorumumu paylaşmadan da duramadım.
Türk roman Yazarı Metin Savaş beyin Cumhuriyetimizin kuruluşunda büyük katkıları olmuş Türk millî mefkûresinin 100 yıl önce olduğu gibi bugün de yegane öncüsü olma onurunu üstlenen Türk ocağı için kaleme aldığı, idealizm, feraset, basiret, fedakârlık, ülkü, yiğitlik, yurt, bayrak ve millet sevgisi mefhumalarını etkin şekilde işlediği, milli ülküyü yüreklere ve zihinlere nakşetme gayretini daha ilk sayfadan hissettiren güzide eserden etkilenmemek elde değil. Eser, Ocağın 190 Tıbbiyeli vatanperver Türk tarafından ilk KIVILCIMının ortaya çıkarıldığı günleri, ocağın kuruluş öyküsünü, cihan Harbinde ocaklıların üstlendiği görevi ve katkıyı, İstiklâl savaşının başlamasında, teşkilatlanmasındaki rolünü ve asırlar ötesine bir çağrı gibi yükselen destansı ülküyü, bu ülküye gönül veren, canını ortaya koyan nice yiğidi konu edinmiş. Türk ocağının kuruluşuna dair ilk ve tek roman olması nedeniyle ayrı bir yere sahip bu eser. Akıcı bir üslup samimi bir tavır ilk bölümden itibaren hissediliyor. Bundan öte yüklenen anlam, fikir, duygu ve mefkûre, romanın bu alanda ona hem ne kadar ihtiyaç olduğu hem Türk yazın hayatına ve Türk edebiyatına katkısı düşünülürse önemi daha iyi anlaşılabilir. Türk millî mefkûresinin vatan sathında yayılmasını sağlayan ve yaktığı çoban ateşleriyle Turan'a Türk ülküsünün uyanışının müjdesini veren ocağın Türk tarihindeki yerini vurgulaması bakımından eser bir başyapıt olabilir. Kalemine yüreğine emeğine sağlık kıymetli yazarın. Milli mefkûreyi yaşatmak ve yaymak için yazacağı daha nice romanlara inşallah. Varolsun.