"Cennette Reyyân adında bir kapı vardır. Kıyamet Günü'nde bu kapıdan sadece oruç tutanlar girecektir, onlardan başka hiç kimse bu kapıdan geçemeyecektir.
O gün, 'Oruç tutanlar nerede?' diye sorulacaktır. Oruçlular da ayağa kalkacak ve bu kapıdan geçip cennete girecektir. Onlar girdikten sonra bu kapı kapanacak ve hiç kimse bir daha bu kapıdan giremeyecektir."
Dış dünyanın kıymet bilmez, vefasız, gaddar insanlarının ruhta açtığı yaraları; secdeyle onarmalı, tüm kalp kırıklıklarını ilahi rahmetin sağanak olup yağdığı secdede cebretmelidir. Zira insanlar bir ömür yapılan iyiliği görmez, görse hakkıyla takdir etmez, birini takdir etse yüz yerde kalp kırar… Yüce Allah ise alnı yere değen kulun perçeminden tutar ve derece derece onu yükseltir. Secde, "refiu'd deracat/dereceleri yükselten"* sıfatının tecelli ettiği yerdir.
Ahmed ibni Hanbel (rh) der ki:
"Onların İslam'dan payı, namazdan payları kadardır. İslam'a olan rağbetleri namaza olan rağbetleri kadardır. Ey Allah'ın kulu!
Allah ile karşılaştığında İslam'dan hiç payın olmamasından sakın! (Unutma:) İslam'ın senin kalbindeki payı, namazın kalbindeki payı kadardır."
İnsan ne kadar zalimse Kur'ân da o kadar öğütler barındıran bir kitaptır:
"Ey insanlar! Şüphesiz ki size, Rabbinizden bir öğüt, sinelerde olan (manevi hastalıklara) şifa, müminler için de hidayet ve rahmet olan (bir Kitap geldi)."