Goethe’nin en çok ses getiren eseridir Genç Werther’in Acıları. Eserin içeriğinden bahsedecek olursam bu eser soylu sınıfının her zamanki yaşantısından bunalan bir gencin yaşadığı yere nazaran daha sakin bir yere taşınması ve oradaki hâkimin kıza âşık olmasını anlatır. Ana karakter Werther, romanın akışını hayali arkadaşı Wilhem’a yazdığı mektuplarla sağlar. Bu mektupların içerisinde sadece aşka dair duygular değil, gündelik yaşantıya dair, insanın içsel problemlerine dair hepimizin kendini bulacağı cümleler yer almaktadır. Werther bir yandan imkânsız aşkıyla cebelleşirken öte yandan zihnindeki düşünceler ile savaş halindedir. Aşkının imkânsız olmasını nedeni sevdiği kadının tanıştıklarında nişanlı, daha sonraları ise evli olmasıdır ve verilen sözler, ahlaklı olmak her şeyden önemlidir. Başlarda karşısındakinden hoşlanma olarak başlayan duygular ikilinin bir arada bulundukları süre boyunca pekişerek Lotte için acıma duygusu ile karışık bir sevgiye, Werther için ise sevginin doğurduğu acıdan güç aldığı amansız bir hastalığa dönüşür. Toplumun ahlaki değerlerini ve aile dostu olarak gördükleri bu insanları üzmemek adına Werther bir süre onların bulunduğu yerden uzaklaşsa da artık nereye giderse gitsin Lotte’dan bir saniye bile ayrı olamayacağını anlayarak geri döner. Werther’in duyguları şiddetlendikçe aşk ile dostluk arasındaki sınırı aşmaya çalışır ve karşısında duvar gibi bir Lotte bulur. Werther artık ikisi için bir yol olmadığını anlayarak ve bu soğukluğa katlanmasının zor olduğunu kabullenerek bir mektupla Lotte’a veda eder ve intihar eder.
Yazarın kariyeri açısından iyi yönde ses getirmesiyle birlikte birçok eleştiriye de maruz kalmıştır. Bunun nedeni dönemin Almanya’sında gençlerin bu eseri okuduktan sonra roman karakterinin öldüğü gün giydiği kıyafetlerine benzer