Böylece ben de normalde parçalanıp dağılan ne varsa hepsini, baskı altında tutulan ve sabırsızlıkla hep yeniden uç veren tüm benliğimi senin önüne serdim. Sen, benim için -sana nasıl söyleyebilirim? Bu konuda her girişim yetersiz kalır- evet, çünkü sen benim için her şeydin, bütün hayatımdın. Benim için her şey ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı. Hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağlantılı olduğu ölçüde anlamlıydı.
Ben sana bütün hayatımı, hakiki anlamda ilk defa seni tanıdığım gün başlamış olan o hayatı anlatmak istiyorum. Ondan önce yalnızca bulanık ve karışık bir şeyler vardı,hatırlama çabalarıyla asla derinine inilemeyen bir şeyler, belki toz tutmuş,örümcek ağlarıyla örülmüş, karanlık yüreğimde hiçbirinin bilgisi bulunmayan nesnelerle ve insanlarla dolu herhangi bir mahzen.