"Belki çok defalar, omuzlarım yorulmuş olduğu hâlde çantamı yeniden sırtlamak mecbûriyetinde kalacağım. Ve olabilir ki dört yol ağızlarında ve hudutlarda tereddüt edeceğim ve benliğimden bir parça koparıp geride bırakmak îcap edecek. Ve sendeleyeceğim ve düşeceğim. Fakat düştüğüm yerde yatakalmayacağım. Tekrar ayağa kalkacağım ve yoluma devam edeceğim ve geri dönmeyeceğim. Belki hiçbir zaman tam mânâsıyla bahtiyar olmayacağım; zannediyorum ki çektiğim ıstırap bende tam mânâsıyla bahtiyar olmak kabiliyetini öldürmüştür. Ve ben hayatta dâima biraz nâ-mevcut bulunacağım ve hiçbir yer tamâmile yurdum olmayacaktır. Fakat hiçbir zaman da büsbütün bedbaht olmayacağım zannederim. Çünkü beni hayâta raptedebilecek bir şey dâima hazır bulunacaktır. Velev ki kendi ellerim olsun, yâhut bir ağaç yâhut nefes alan toprak."
"Bir anda nesneler bir anlam kazanır gibi olmuştu, dünyadaki her şeyin, ancak insanlarla ilgili olduğunda, insan eylemlerine ve insan kaderine katkıda bulunduğunda bir anlam taşıdığını kanıtlamak istercesine."