tüm bunlar kafasında dönerken wei wuxian birden gözyaşlarına boğuldu.
sesi derin bir çaresizlikle boğulmuştu. “ben şimdi… ne yapacağım?”
eskiden, başkaları ona ne yapmaları gerektiğini sorardı. şimdi ise, soran kişi oydu ve kimsenin ona verecek bir cevabı yoktu
wei wuxian, kendin bir bela açmasan bile, belanın eninde sonunda gelip seni bulacağını bilmiyor musun? birisini kurtarmak neredeyse her zaman imkansızdır, ama birisine zarar vermek için bin türlü yol vardır
kalabalık geniş yollardan bana ne? tüm bir gece tek tahtalı bir köprüde yürürüm… tüm! bir! gece!
bera
@ilykoom
·
neden geniş güzel bir yoldan ayrılıp, karanlık, dar bir nehrin üzerindeki derme çatma bir köprüde yürümeyi seçeyim ki? eğer o kadar kolay olsaydı insanlar çoktan bu yöntemi kullanırdı
“wei wuxian! anlamıyor musun? onların yanında dururken garip bir dâhisin, şaşılacak bir kahraman, isyanın gücü, tek başına açan bir çiçek. fikir ayrılığına düştüğün anda ise aklını kaybetmiş, tüm ahlak kurallarını hiçe sayan, çarpık yollarda yürüyen bir adamsın. dışarıda yaşayıp canın ne isterse yaparsan tüm bu hükümlerin sana işlemeyeceğini mi sanıyorsun? bunun emsali yok!”
wei wuxian bağırdı. “öyleyse emsal ben olurum!”
ama wei wuxian hafifçe gözlerini çevirdi. hemen yanında yüzünde en ufak bir tereddüt, geri çekilme düşüncesi olmayan lan wangji’yi gördü.
bu kez, yalnız değildi