Birbirinden tuhaf, tersköşelerle dolu bir öykü. Gogol hicivci yönünü konuşturmadan edememiş. - Her zamanki gibi-. Bazı öyküleri cidden sıkıcıydı ama bazıları harikuladeydi.
Biyografik tarzda eser seviyorsanız okuyun derim. Kitap Simon Bolivar ın hayatının son zamanlarını yani çöküşünü anlatıyor. Şunu söylüyor " Toplumun sevgisini kazanmanında bir bedeli var". Ve o bu bedeli ödüyor.
Beklemek, beklemek, beklemek... Kimi niçin beklediğini bilmediğin halde sadece beklemek. Ya bizi olduğumuz berbat halden kurtaracak birini bekleriz, aşık olduğumuz veya olacağımızı kişiyi ya da bir şey, bir olay. Bekleyiş bir umuttur. Ya olursa veya gelirse. Hiçbir şey yapmadan beklemek.
Bu absürt tiyatro nun altında derin bir felsefe yatıyor hatta yayınladığı zaman eleştirmenler bu kitabı saçma buluyor fakat aradan 8 yıl geçtikten sonra bir hapishanede oynanıyor ve ayakta alkışlanıyor. İşte o zaman eleştirmenler tekrar gözden geçirip hiçbir detayı gözden kaçırmıyorlar. O zaman kült bir eserin doğuşu oluyor.