Duygusal aşırılık yerine kişisel disiplin, kişiliksizce boyun eğiş yerine kendi özgürlük ve bağımsızlığına değer verme becerisi; budalaca 'sevgili'nin yabancı görüntüsünü içine almak ve yansıtmak yerine kendi kişiliğini ortaya koymak. Bekâretin ikiyüzlü maskesi yerine aile mutluluğuna hakkı olduğunu sergilemek, son olarak da aşk ilişkilerine yaşamda daha önemsiz bir yer vermek. Artık karşımızda ’kadıncağız', erkeğin gölgesi durmuyor, - karşımızda duran bir kişilik, insan olarak kadındır.
Şimdi böyle bir kitap hakkında inceleme yapmak beni çok korkutsada yinede bişeyler yazmak istiyorum.
Entellektüel düzeyi yüksek biri değilimdir sanat sepet işlerinden de çok anladığım söylenemez :)
(Kendimi yeterince gömdüm sanırım dkdjjf)
Ama..
Kitap çok akıcı bir dile sahip hiç gereksiz ayrıntılara girmeden tadında bilale anlatır gibi anlatmış :))
Sanatın romantikler sayesinde var olduğunu tarihsel sürecini örneklendirmelerle aktaran güzel bir kitap kısacası :)
İnsafsızsaca unutulan şey, asırlık gelenekleri sorgulayanın, romancılara, şairlere, bestecilere, ressamlara, oyun yazarlarına ve mimarlara, tutkularının nereden kaynaklandığını
ve halen o dünyada yaşadıklarını ilk öğreteninin zengi romantik miras olduğu gerçeğidir.
Kendisini "birey olma meselesine kaptırmış, her şekilde bunu ifade etmeye çalışan, Sen nesin? Ben neyim?” sorularının peşine düşmüş biri olarak nitelendiriyordu.
Max Beckmann