Öyle düşünün ki sanki ölüm ansızın sizi yakalayıp sırdaşlarınızı susturmuş, istişare ettiğiniz kimseleri dağıtmış, tüm eserlerinizi imha etmiş, evlerinizi sahipsiz bırakmış, mirasınızı paylaşmak için varislerinizi harekete geçirmiştir. Bu esnada onlar ya sizlere hiçbir faydası olmayan özel dostlardır, ya ölüme engel olamayan üzüntülü yakınlardır ya da ölümünüze ağlamayan sevinçli kimselerdir.
Öyle düşünün ki sanki ölüm ansızın sizi yakalayıp sırdaşlarınızı susturmuş, istişare ettiğiniz kimseleri dağıtmış, tüm eserlerinizi imha etmiş, evlerinizi sahipsiz bırakmış, mirasınızı paylaştırmak için varislerinizi harekete geçirmiştir. Bu esnada onlar ya sizlere hiçbir faydası olmayan özel dostlardır, ya ölüme engel olamayan üzüntülü yakınlardır ya da ölümünüze ağlamayan sevinçli kimselerdir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Erzurum'da usta birlikteyken İstihbarat yazıcısıydım. Bir gün komutanım Bilal üsteğmen bir askeri belge getirdi ve bunda bir şeyleri düzeltip ilgili yere göndermemiz gerekiyormuş. Daksil benzeri şey kullansak kağıdın içine edeceğiz, malûm askeri birim Photoshop desek işin ucunda internet olsa da yine pek güven olmaz. İlkel ama çok işe yarar bir fikir geldi aklıma. Sonuçta yeni belgeyi de mektupla göndereceğiz. Tek güvenilir şey o. 2015'te askerlik yaptım ama hakikaten mektupla yolladık her şeyi. Geldim düzeltmemiz gereken belge de düzeltilecek yerlere bant yapıştırdım. Sonra bunu yazıcıdan çıkardım ve sanki tertemiz yenisi çıkarılmış gibi. Ha bilgisayardan yeni bir belge çıkarır mıydık? Çıkarırdık ama zamandan tasarruf oldu. Şimdi biz günlük hayatta sanki dünya kaçıyormuş gibi oraya buraya gidiyoruz ama askerde zaman kıymetli ve bir yere gitmiyor. Bant sağolsun yeni belgeyi çıkardık ve üzerinde birkaç değişiklik yaptık, "HİZMETE ÖZEL" veyahut konusuna göre "GİZLİ" yazan yazıyı da üzerine bastık gönderdik. Bir de bir komutan vardı varlığından kimsenin haberi yoktu. Oda TSK'nın kabul etmeyip geri gönderdiği veyahut tarihi geçmiş, işlevi bitmiş evrakları imha ediyordu. Garibimi bir tek o zaman görüyorduk.
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🌀#Muhammedim) De ki: “Size bir tek öğüdüm var: Ya ikişer kişi hâlinde veya tek tek Allah için kalkıp şöyle bir kenara çekilin ve bütün önyargılarınızdan sıyrılarak samimi ve ciddi olarak düşünün! Göreceksiniz ki, arkadaşınız Muhammed’de delilikten hiçbir eser yok! O, çok çetin bir azabın öncesinde sizi ondan sakındırmak için gelen bir peygamberden başkası değildir.” 46 De ki: “Bu yaptığım hizmet karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum. Böyle bir şey istedimse, o sizin olsun. Çünkü benim ücretimi verecek olan ancak Allah’tır. O, her şeye hakkıyla şâhittir.” 47 De ki: “Şüphesiz Rabbim bâtılı imhâ ederek gerçeği ortaya çıkaracaktır. O, bütün gizlilikleri çok iyi bilir. 48 De ki: “Hak geldi ve bütün açıklığıyla kendini ortaya koydu. Artık, tâkipçileri canlı tutmaya çalışsa da, bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de gideni geri getirebilir; böylece sönüp gitmeye mahkûmdur.” 49 De ki: “Eğer ben yanlış bir yola sapmışsam bunun zararı banadır. Eğer doğru yolu bulmuşsam, bu da Rabbimin bana vahyettiği Kur’an sayesindedir. Gerçekten O, her şeyi hakkıyla işitendir, kullarına çok yakındır.” 50 #Tefsir: 📖 📖 İnsan, bir kısım ön yargılardan kendini kurtarıp, gerçeği bulabilmek için samimiyetle düşünecek olsa; yine aynı safiyetle Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hayatını ve kişiliğini inceleyecek olsa, onda delilikten hiçbir iz bulunmadığını, aksine onun toplumun en akıllı insanı olduğunu görecektir. Hem Mekkeliler, zaten henüz kendisine peygamberlik verilmeden önce de ona çok güveniyor, emanetlerini ona bırakıyor ve mühim işlerinde ona danışıyorlardı. “Kâbe hakemliği” olarak bilinen şu hâdise bunun canlı şâhididir: Allah Resûlü’nün nübüvvetinden beş sene önce Kâbe’yi tâmir eden Kureyşliler Hacer-i Esved’i yerine kimin koyacağı hususunda
Günlük dump
Cok karışık çünkü gün içinde düşündüğüm büyük başlıklı her şey var Benliğimi kaybettim sanıyordum tamam mı, sebebi cevremdekilermis🐖💨(bu aralar favori emoji kombinasyonum bu🥳🥳) degismisim gibi tepkiler alinca direkt kendimi bu düşüncenin içine atmisim (dumbbitch🤬) Farkındalık bize niye bu kadar geç uğruyor fln skwnekdmkekrkekr☠️ Dışarıdan bir göz olarak çok iyi bir izleyicisindir ama iş kendine bakmak olunca yapamiyorsundur pov: Su icmedin su iç İçinde var olan bir karakteri anahtarmiscasina sadece belli kilit kişilerin yanında açmak da çok kısıtlanmış hissettiriyor, hani içinde o senin, istediğinde kullanabilmen gerekmez mi🕳️ Kısıtlanmak her zaman fiille desteklenmek zorunda degil, bazen söylenen bir kelime bile senin yapmak istediğin bir şeye karşı "hayır ya bunu yapmamaliyim" fikrini aklına getiriyorsa yine kisitlaniyorsundur Su icmedin Çocukların da bir birey olduğunu düşünemeyen acil zavallı orrrrrullar imha edilmeli Sen doğurdun diye kuyruğun olmayacak, senin fikirlerine aynen sahip olmayacak, yapmak istediğin şeyleri o yapmak istemeyecek anlamak zor değil be Yakın olduğun birinden aniden soguman gayet doğal, bu seni kötü biri yapmaz sadece aranızdaki bağın basit şeyler üzere kurulduğunu gösterir Su Planladığın çoğu şeyi yapamamak senin dağınık olduğunu göstermez, sadece senin düzen fikrinin daha ucu açık olduğunu gösterir Her şeyi romantize etmek biraz da gösteriş ithnk Ne bulursan iç Ne giydiğin seni tamamen yansıtmaz, insanlar giyimin üzerinden seni kalıplara soktuğunda bu onların zihinleri dışına cikamadiklari anlamına gelir (CANİNİ SIKMA YANİ)
‘’ Lekeyi çıkaran Leke ‘’
Bir şeyin siyah olduğunu söyleyenler ile beyaz olduğunu söyleyenler aslında birlikte aynı gündemin içini doldurmuş oluyor ve son tahlilde, çok daha gerekli başka şeylerin konuşulmasına da yine birlikte engel teşkil ediyor. Saatlerce nelerin yanlış olduğunu konuşmak, çok uzun süredir yaşayarak gördüğümüz gibi bizi doğrulara eriştirmiyor. Biz genellikle yanlışların az ya da çok farkında olan ama vaktini o yanlışlardan kurtarıp doğrularını inşa etmeye vakit bulamayan bir yerde yaşıyoruz. Burası ne içimizi serinletecek kadar cehennemden uzak bir yer, ne de içimizi ısıtacak kadar cennete yakın bir yer… Belki sadece tedirginlik verici bir Araf! Bizi daha fazla insan edecek kelimelere bugün de sahibiz ama onları daha ziyade kişiliğimizi stilize edecek birer aksesuar gibi kullanıyoruz. “İnsanlarda hiç ahlak kalmadı!” dedi tepeden bakan biri. “Belki de sen aşırı stokladığından bulamıyorlar!” diye lafı gediğine koydu yavaşça diğeri. İyi kelimeleri kötü kelimelerden ayırmaya yetecek kadar bilincimiz var; ama bu, o iyi kelimelerden iyi haller üretmemize yetmiyor. Bütün uğraşımız, güncelin sivri uçlarının gövdelerimizi kanatmasını engellemeye çalışmaktan ibaret… Oysa o yaraların açılması ve acının insanlığımızın derinlerine kadar inmesi gerekiyor belki de! Ortaya atılan her toplumsal sorunun otomatikman yanında ya da karşısında olmak, bizi kaçınılmaz biçimde reflekslerimizin esiri kılıyor. Nerede duracağımıza topluca karar veremeyiz. Hakkı batıldan, ahlakî olanı olmayandan, yanlışı doğrudan ayırmak mecburiyeti, yeryüzü varedildiğinden bu yana herkesin kendi başına girdiği bir imtihanın gereğidir. Kimseyi incitmemek için keskin tarafından daima kendisi tutuyordu kelimelerin. “Nasıl bu kadar acımasız biri olabildin?” diye sordu biri. Düşündü ve hatırlayamadı
Duygu ve Düşünce