yolculukta, gidilebilecek yeni bir yer olduğun yerden daha çekici gelirdi sana, ama oraya varınca da doyumsuzluğun seni izlediğini anlardın: serap bir sonraki aşamaya dek yer değiştirirdi. ne var ki, önceki duraklar sen onlardan uzaklaştıkça güzelleşirdi. geçmiş albeni kazanır, gelecek seni kendine çeker, ama şimdi üstüne çökerdi.
ölümünün acısına arkanda bıraktıkların tek başlarına katlanacaklar. intiharın bu bencil yanından hoşlanmıyordun. ama tartınca ölümün dinginliği, yaşamının acı dolu çalkantılarına üstün geldi.
bir yıkıntı, rastlantı sonucu oluşmuş estetik bir nesnedir. kuşkusuz güzelleştirilmesi amaçlanmamıştır. yıkıntı üretilmez, ona bakım yapılmaz. yıkıntı aşağıya, yığına yönelmiştir. en güzel yanı çöküntüye karşı ayakta kalan bölümüdür. işte senin anın o ayakta kalan bölüm, bedeninse o aşağıdaki yığın. hayaletin belleğimde dimdik ayaktayken, iskeletin toprağın içinde çürüyor.