imparatorluk, bölge kuvvetleri içinden muhtarlıkların kazananların çoğalmasıyla dağılmaya doğru gider. Yeni harpler ve isilâlarla bu dağılmayı durdurmaya çalışır. Fakat dıştan gelen baskılara karşı mukavemet edemeyecek hale gelince dağilma hızlanır. Merkezi kuvvet zayıfladıkça imparatorluğun aşağı tabakalarında dağıtıcı (anarşik) fikirler yayılmaya başlar: Panteizm, kozmopolitlik, teslimiyet ve mukavemetsizlik fikirleri din veya dinyevî şekillerde bu dağılmanın ifadesi olur. Eski Yunan'da iskender imparatorluğundan sonra "dünya hemşeriliği" fikirler kuvvetlenmisti. Roma'da Pleb ve Spartaküs hareketlerinden, Stoacılık cereyanlarından sonra Hristiyanlık, imparatorluğun temellerini sarmıştı. Iran'da Kubâd zamanında Mibid Mthidan olan Mezdek'in yaydığı doktrin, imparatorluğun maddi ve mânevi yapısını esasından sarsmaya sebep olmuştu. Çin'de ve Türkler arasına Budizm'in yayılışı aynı sebeplere dayanmakt idi. Uygur hükümdarı Budizm'i kabul ederken harp ve mücadele aleyhtarlığının muhitte nasıl yerleşmiş olduğu görülüyor.